Parafesör | Paranıza Akıl Verir

Kızlar okursa ne olur?

Kadınların, kafesler ardına hapsedildiği yıllardı. Toplum, iki kadının bir araya gelip iki kelam etmesini bile şeytanlık görüyordu. O yıllarda bir kadın, Emile Zola, Shakespeare, Jacob Abbott okuyup, Hamlet ve Ana gibi kült eserleri çeviriyordu. II. Abdülhamit, Şefkat Nişanı ile ödüllendirse de, İngiliz işgalindeki Vahdettin Hükümeti, işgal kuvvetlerine karşı Atatürk'le yola çıkan bu cesur yürekli kadın için de 1920'de idam fermanı yayınladı. Ama o korkup, biat etmedi. Aksine, Kurtuluş Savaşı için Anadolu'ya geçti. Atatürk, “Ey kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil omuzlarda yükselmeye layıksın” diyerek, kadınlara çağlar ötesi bir çağrı yaptığında, takvim 1923'ü gösteriyordu ve Cumhuriyet kurulmuştu.SINIRLARI YIKTIAnadolu'yu aydınlatacak devrim meşalesi yakıldı. Kadınlar, doğurup emzirdiği erkeklerle eşitlenecekti. Atatürk'ün silah arkadaşı, Kurtuluş Savaşı'nın Onbaşı Halide'si, dış düşmanla savaştığı gibi, bir milleti kendisine kul köle yapan saraylar ve yobaz iç düşmanla da savaşacaktı. Prof. Dr. Halide Edip Adıvar'ın, “Milletler dostumuz, hükümetler düşmanımız” sözü hafızalara kazındı. Hayatı, ABD'de bile film yapıldı. Filiz Dinçmen, 1920'de İstanbul Hukuk'a giren ilk kadın ve Türkiye'nin ilk kadın avukatıydı. Mülkün yani devletin temelinin adalet olması için savaştı. Kadınlar, evlerinin kapısından bile başını uzatamaz iken, ilk kadın büyükelçi olup, cumhuriyeti dünyada temsil etti. Sınırlar yıkılıyordu. Kadınlar bugün yüzde 63'le diplomasiye hakim oldu.JETLERİ UÇURDUTürkiye'nin ilk kadın hemşiresi Esma Deniz, 93 yıllık ömrünün 73 yılında modern Türkiye için rol model oldu. Türk Hemşire Derneği Florence Nightingale Hemşirelik Okulunu kurdu. Adına, hatıra parası basıldı. “Okumak istiyorum paşam” diye Atatürk'e seslendiğinde Sabiha Gökçen henüz 12'sindeydi. Okudu, Türkiye'nin ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu oldu. Sarıkamışlı Leman Altınçekiç, Hava Harp Okulunu bitiren ilk Türk kadın pilotuydu. Uçağı bırakın, at arabasına bile kadınların yalnız binmesi yasak bir toplumda doğup, 20'sinde F-85 ve T-33 jetlerini uçurdu. O dönemde dünyada, NATO'da görevli ilk ve tek kadındı. İlk kadın hakem ve futbolcumuz Lale Orta, topu kaleye yapıştırdığında, ‘Kadın top oynamaz' tabularını da yıkıp, geçti.YAŞAYAN KADAVRAAydın- Çine'de köy kadını Gül Esin, 1933'de 7 erkekle yarışıp, sandıktan birinci çıkarak, ilk kadın muhtarımız oldu. Kadınların mührünü sandığa bastı. Eğriboyun Mezarlığı'nda yatan efelerin efesi ilk kadın muhtar, köy kızlarını okutmak için efelere bile boyun eğmedi. Kadıköylü Afife Jale ilk kadın Müslüman-Türk oyuncu iken, Çengelköylü Semiha Berksoy ilk kadın opera sanatçısıydı. İlk kez sahnede Tolstoy'un, ‘Yaşayan Kadavra' oyunundaki rolüyle, kadınları yaşayan ölü olmaktan çıkarıp, sanatla can verdi. Türkiye'nin ilk otomobil yarışçısı Samiye Morkaya'ya şimdi, “Abla elinin hamuruyla erkek işine karışma” denilse gülerek, basıp giderdi. Türkiye'de 28 milyon sürücüden 8 milyonu kadınsa, yolu ilk o açtı.HAPİS KORKUTMAZOkumuş kadınların bilgiden aldığı güç, cehaletten beslenen iktidarları tarih boyunca korkuttu, korkutacak. ABD'den doktora alan ilk Türk kadın olan Prof. Dr. Behice Boran, özgürlük savaşçısı ilk kadın siyasi parti genel başkanıydı. İhtilallerin hepsinde istisnasız hapse atıldı. Kızlar okursa ne mi olur? Fizik, kimya, biyoloji, tıp gibi bir çok alanda bilim insanı, doktor, mühendis, hukukçu ve aydınlanma meşalesini taşıyan öğretmenler  olurlar. Cüzzamı bu topraklardan silen Prof. Dr. Türkan Saylan'ın izinden giderler. ÇYDD'yi kurup, 135 bin kız çocuğunu daha okuturlar. İlim için Çin'i bırakın Antartika'ya bile giderler, gittiler. Pilsiz çalışan kalp çipi, kanseri teşhis cihazı, Covid 19 aşısını bulup, insan beyninin derinliklerine indiler.OKUDUKÇA OKUYACAKLARDünyadaki gururumuz Canan Dağdeviren, Özlem Türeci, Berna Sözen, Naşide Gözde Durmuş, Duygu Özmadenci, Elif Nur Fırat Karalar, İvet Bahar, Burcu Özsoy Çiçek, Hatice Zora gibi bilim insanı, Canan Güllü, Ayşe Yüksel, Nejla Kurul gibi eğitim ve kadın hakları savunucusu olurlar. Kadınlar okursa ne olmazlar? Kuran-ı Kerim bile ilk emir, ‘ikra' yani ‘oku' diye ilim ve bilime çağırırken, “Cenazeme kadınlar gelmesin. Kızlarınızı okutmayın” diye vasiyet eden, yurdu cüzzamdan beter saran tarikatların, okumamış şeyhlerinin çağdışı fikirlerinin esiri olmazlar. Onların, Atatürk'ün 100 yıl önce kapattığı tarikatların şeyhlerinin cenazelerinde, siyaseten görünmekten çok daha ciddi ve gerçekçi işleri var. Türk kadınları okudukça, okuyup, insanlık yararı keşifleriyle bilimde çığır açtıkça, açacak!..  aip2('pageStructure', {"pageType":"article","pageCategory":"yazarlar-Sultan U\u00e7ar","pageIdentifier":7219965}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/sultan-ucar/kizlar-okursa-ne-olur-7219965/');var aip2_pageCategory = "yazarlar-Sultan Uçar";aip2('newsArticle', {"identifier":7219965,"url":"https:\/\/www.sozcu.com.tr\/2022\/yazarlar\/sultan-ucar\/kizlar-okursa-ne-olur-7219965\/","headline":"K\u0131zlar okursa ne olur?","articleBody":"","articleSection":"Sultan U\u00e7ar","keywords":"","image_1":"https:\/\/i01.sozcucdn.com\/wp-content\/uploads\/2022\/06\/28\/iecrop\/sultan-ucar_16_9_1656438777-880x495.jpg","author":"\u00d6m\u00fcr K\u0131rba\u015fl\u0131","columnist":"Sultan U\u00e7ar","datePublished":"2022-06-29 05:00:40","dateModified":"2022-06-28 20:53:13","info":"{\"seo_news\":\"false\"}","wordCount":5196}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/sultan-ucar/kizlar-okursa-ne-olur-7219965/'); Sultan Uçar Tüm Yazıları için tıklayın

Gateze İsmi

Muhalefet destek vermediği takdirde 2023’te erken seçim kararı alınamaz

Prof. Dr. Ekrem Ali Akartürk, “Muhalefetin erken seçime desteği var görünüyor, aksi halde seçimlerin yenilenmesi gerçekleşemez. Çünkü Cumhur İttifakı 360 milletvekiline sahip değil” dedi…İç ve dış sorunlar o kadar büyük ki hangisine bakacağını şaşırıyor insan. Ama şaşırmadan, salim kafayla öncelik verilmesi gereken olaylar arada kaynamamalı. Çünkü yaygın ve taraf bir medyayla, yapılan açıklamalarla yaratılan algıların gerçekleri örtmesi mümkün oluyor. Örneğin; 2 kez cumhurbaşkanı seçilmiş olan Erdoğan'ın 3'üncü kez aday olmasında bir mahzur olmadığı konusundaki açıklamalar. Önce hukukçu Adalet Bakanı, arkasından hukukçu Meclis Başkanı bunu kesin bir dille söylediler. Acaba kimsenin bilmediği bir başka anayasa mı var, yoksa gerçek dışı bilgilerle algı operasyonu mu yapılıyor? Bir başka önemli konu dillerden düşmeyen “erken seçim” konusu, acaba iktidar “muhalefetin istemediği, uzak bir tarihe karar vererek o tarihte seçim yapabilir mi, yoksa bu mümkün değil mi?Bunları, “değiştirilecek sistemde cumhurbaşkanının yetkileri nasıl olacak, başbakan hemen göreve başlayabilecek mi” sorusunu ve diğer önemli konuları Anayasa hukukunu tüm detaylarıyla ve dünya ülkeleriyle karşılaştırmalı olarak bilen, bence Türkiye'de “ilk üç” arasında bulunan ve açıklamalarını her zaman herkesin anlayacağı şekilde yapan, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem konusunda makaleleri ve kitabı bulunan Prof. Dr. Sayın Ekrem Ali Akartürk'le konuştum.(Prof. Dr. Ekrem Ali Akartürk İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi'nde yüksek lisans yapmış, 2011'de İstanbul Üniversitesi'nde “Parlamenter Rejim Uygulamaları ve Parti Sistemleri” adlı çalışmasıyla anayasa hukuku doçenti,  “Oy Hakkının Anayasal İlkeleri” başlıklı teziyle anayasa hukuku profesörü olmuştur. Tahir Taner Ödülü, İnsan Hakları İnceleme Ödülü gibi ödülleri, Oy Hakkının Anayasal İlkeleri”, “Parlamenter Rejim Uygulamaları ve Parti Sistemleri, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” isimli kitapları vardır.)28 ŞUBAT DAVASININ UZAMASI BİLE ADİL YARGILANMA İLKESİNE AYKIRIDIR!■ Sayın Akartürk, son günlerde toplum tepkisinin iyice arttığı 28 Şubat'ta Refahyol Hükümeti'ni devirmeye çalıştıkları iddiasıyla geçen yıl tutuklanan ve hala davanın bitirilmediği, yaşları 75 ile 91 arasındaki ve çoğu ağır hasta generallerin davasını sormak istiyorum. Balyoz'da olduğu gibi sahte deliller, dikkate alınmayan bilirkişi raporları var ve dönemin siyasetçileri, hukukçuları 28 Şubat'ta bir darbe olmadığını, hükümetin devam ettiğini açıkladılar. Bu “masumiyet karinesi” denen şeyin Anayasa'da da yeri yok mudur?Dosyaların içeriğini bilmiyorum ama masumiyet karinesi tabii ki anayasamızda var, hatta olağanüstü hallerde bile vardır, masumiyet karinesi şu demek; bir kişinin suçlu olduğunu iddia ediyorsunuz bunu ispat etmek iddia makamına düşer, kişi kendi masumiyetini kanıtlamak zorunda değildir. Adil yargılanma hakkı burada en başta gelen hak ve İnsan Hakları Sözleşmesi'nde de var. Tarafsız bir mahkeme tarafından, savunma hakları ihlal edilmeden, doğru bilgilerle ve delillerle suçlandırılması ve bunun hükme bağlanması tabii ki makul bir süre içerisinde ve tarafsız bir yargıç tarafından sonuçlandırılması gerekir. 2013 yılında başlayan bu davanın uzaması bile aslında adil yargılanma ilkesine aykırıdır. Türkiye'de hukuk devleti açığı ve yargı bağımsızlığı sorunları giderek derinleşirken 28 Şubat Davası da bu olumsuz gidişattan nasibini almıştır.“YARGININ ELE GEÇİRİLME YÖNTEMLERİNDEN BİRİ LİYAKATSİZ İNSANLARIN GÖREVLENDİRİLMESİDİR”■ Kenan Evren ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almıştı, “iyi hal”den müebbet hapse çevrildi ve ev hapsi verildi. 85-90 yaşında ve hasta generallere neden ev hapsi verilmiyor acaba?Burada Cumhurbaşkanı af yetkisini kullanabilir, onun yetkisi var. Hepimiz yargı bağımsızlığından söz ediyoruz ama liyakat de çok önemli. Liyakat sahibi bir insanı etkileyemezsiniz, satın alamazsınız, o doğru bildiğini yapar. İçinden geçtiğimiz süreçte partizanca tutumlar ya da kişisel ikbal hırsıyla liyakatsiz kişilerin yargı mensubu yapıldığı yönünde ciddi iddialar var.  Eğer bu algı ya da iddialar doğruysa;  partizanca yaklaşımlar ve kişisel hırslarla yargı liyakatsiz kişilere emanet ediliyorsa o zaman  hak ve özgürlüklerimizin güvencede olduğu adil bir hukuk sisteminden söz etmek mümkün değildir. Liyakatsiz insanların yargı mensubu yapılması yargıyı ele geçirme yöntemi olarak benimseniyorsa bu yanlıştan derhal dönmekte büyük yarar vardır.“CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ CUMHURBAŞKANINA ÇOK AŞIRI YETKİLER VERDİ VE ONU DENETİMSİZ BIRAKTI”■ Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem konusundaki ilk kitabın yazarısınız, bu sistemde cumhurbaşkanı eskiden olduğu gibi Meclis'in çıkardığı kanunları veto edebilecek mi?Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'de cumhurbaşkanı “sembolik yetkilere” sahip bir figür. Dolayısıyla yasaları veto etme yetkisi söz konusu değil. Hatta atama yetkileri bile çok sınırlı olacak, burada temel yetki elbette Bakanlar Kurulu'nun yani hükümetin ve Büyük Millet Meclisi'nin olacak. Yani bu sistem, Bakanlar Kurulu'nu, Meclis'in denetim yetkisini güçlendiren bir sistem. Mesela, 2017 Anayasa değişikliği ile, Cumhurbaşkanına çok aşırı yetkiler verildi ve tek adam rejimine yol açıldı. Buna karşın, siyasal iktidar denetimsiz bırakıldı, Meclis ve yargı denetimi zayıflatıldı, kuvvetler ayrılığı işletilemedi, 2017 Anayasa değişikliği maalesef kuvvetler ayrılığı ilkesine derin bir darbe vurmuştur. Oysa Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'de yürütme gücü bağımsız yargı ve güçlü parlamento ile dengelenmektedir. Bu sistemde Cumhurbaşkanı, devletin ve milletin birliğini simgeleyen partiler üstü bir aktör; sembolik yetkilerle donatılmış bir hakemdir, yani cumhurbaşkanının güçlü anayasal yetkileri söz konusu olmayacak. O siyasal çatışmaların bir tarafı değil milli birlik ve bütünlüğün bir timsali olacak.“GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM MUTABAKAT METNİ BİR ÖN RAPOR SAYILIR, DAHA ÇOK DEĞİŞİP OLGUNLAŞACAKTIR!”■ Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakat metninde Anayasa'nın ilk 4 maddesinden söz edilmediği, 1961 Anayasası yerine 1921 Anayasası'na atıfta bulunduğu gibi bir takım ciddi eksiklerin olduğu tartışmalarda gündeme getiriliyor. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?Bunlar eksiklik olarak nitelendirilebilir ama bu rapor nihai bir rapor değil, bir ön rapor sayılabilir, henüz ham bir metin, daha çok değişime uğrayıp süreç içinde olgunlaştırılacaktır. Öncelikle, 2023 Haziran'ında seçimlerin olması, seçimlerin akabinde Millet İttifakı eğer cumhurbaşkanlığını ve Meclis çoğunluğunu elde edebilirse o zaman muhtemelen yeni komisyonlar kurulacak ve güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmaları o zaman daha somut ve detaylı olarak yapılacaktır. 1961 Anayasası içerik olarak mükemmel bir anayasadır ama tek kusuru o da bir darbe anayasasıdır. Bu hükümet darbesi Demokrat Parti'ye karşı yapıldığından bu parti anayasa çalışmalarına dahil edilmemiştir. Dolayısıyla, Demokrat Partililer bu anayasa çalışması içinde yer almamıştır. Toplumun önemli bir kesimini temsil eden bir partinin bu çalışmalarda yer almaması nedeniyle 1961 Anayasası toplumsal uzlaşma niteliğine aykırı olduğu söylenebilir. Ancak bütün bunlara karşın 1961 Anayasası, hak ve özgürlüklere önem veren, yargı bağımsızlığını, kuvvetler ayrılığını iyi bir şekilde ortaya koyan, çoğulcu demokrasiyi mümkün kılan, yerel yönetimlerin seçimle belirlenmesini ve anayasal güvenceye kavuşturulmasını sağlayan demokratik anayasadır. 1921 Anayasası ise bizim ilk anayasamız olmakla birlikte, daha çok iptidai konulara özellikle devletin kuruluşuna odaklanmış bir anayasadır;  bir geçiş dönemi anayasasıdır. Onun derdi öncelikle yeni bir devletin kuruluşu ve onun ana kodlarını belirlemektir. Yargı bağımsızlığı, hak ve özgürlük güvenceleri, çoğulcu demokrasi gibi konular 1921 Anayasası'nın meselesi değildir. Dolayısıyla, her iki anayasanın temel motivasyonları ve odak nokraları zamanın ruhuna bağlı olarak oldukça farklıdır; o nedenle 1921 ve 1961 Anayasalarını birbiriyle yarıştırmak ya da karşılaştırmak doğru değildir.YENİ SİSTEMDE CUMHURBAŞKANININ YETKİLERİ KISITLANACAK, BAŞBAKANI SEÇME YETKİSİ DE MECLİS'E AİT!■ Yeni sistemde Cumhurbaşkanı Hakimler ve Savcılar Kurulu'nu da belirleyemeyeceği için yargı bağımsızlığı sağlanmış olacak herhalde.Evet, bu sistemde atama yetkileri de kısıtlanmış durumda, hatta normal parlamenter sistemde başbakanı da cumhurbaşkanı milletvekilleri arasından kendisi atar, oysa burada başbakanı seçme yetkisi de Meclis'e ait, cumhurbaşkanı sadece biçimsel olarak atamasını yapıyor, yani başbakanı belirleyen de Meclis. Ancak Meclis'in hükümeti güvensizlik oyu ile düşürmesi yeni başbakan üzerinde uzlaşmadan mümkün olamayacak. Yani yeni hükümetin kuruluşu güvence altına alınmadan Meclis mevcut hükümeti düşüremeyecek. Buna literatürde yapıcı güvensizlik oyu deniyor.“MİLLET İTTİFAKI SEÇİMDE GEREKLİ ÇOĞUNLUĞU SAĞLARSA GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEMİ YÜRÜRLÜĞE KOYAR!”■ 6'lı masadaki partiler “seçimden sonra cumhurbaşkanı seçilecek kişi Anayasa değişene kadar Erdoğan'ın yetkilerine sahip olacak ama biz bu sistemi de parlamenter sistem gibi kullanacağız, seçilecek cumhurbaşkanı Erdoğan gibi tek adam olmayacak” diyorlar. Mevcut sistem böyle kullanılabilir mi?Bu sistemde başbakan yok, başbakanlık diye bir makam söz konusu değil, cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanlar var. Anayasanın 106. Maddesi'nin son fıkrasına göre; Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanların görev ve yetkileri cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile belirlenebiliyor. Bu durumda başbakan gibi çalışacak kişi “cumhurbaşkanı yardımcısı” olur ve cumhurbaşkanı bazı yetkilerini kararname ile ona devredebilir.  Millet İttifakı parlamentoda çoğunluğu elde eder ve cumhurbaşkanı da Millet İttifakı'ndan çıkarsa, Anayasayı değiştirecek en az 3/5 veya 2/3 çoğunluk varsa yani 360 milletvekili varsa Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'e geçilebilir. 2023'te yapılacak seçimde seçeceğimiz cumhurbaşkanı tıpkı Tayyip Erdoğan'ın kullandığı yetkiler neyse o yetkilerin tamamını kullanabilecek. Eğer Anayasa değişikliği gerçekleştirilemezse seçim süresinin sonuna kadar; Cumhurbaşkanı seçilen kişi -5 yıl boyunca- bütün anayasal yetkilerini kullanabilir. 5 yıl böyle gider. Millet İttifakı anayasayı değiştirecek gerekli çoğunluğu sağlayabilirse kısa sürede Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'i yürürlüğe koyar.Mevcut sistem parlamenter sistem gibi uygulanabilir!■ Cumhurbaşkanı isterse “parlamenter sistem varmış gibi” yetkilerini kendi kendine kısıtlayabilir mi? Millet İttifakı mevcut sistemi “parlamenter sistem” gibi uygulayacağını, aşırı yetkilerin seçilecek cumhurbaşkanı tarafından kullanılmayacağını ifade ediyor.Bu söylediğiniz aslında çok önemli bir konu ve bence muhalefet de tam olarak anlamış değil. Seçilecek cumhurbaşkanı bunu diyebilir mi veya 6'lı masa bunu ondan isteyebilir ve sistemi böyle işletebilir mi? Bu mümkün ve bunun “Anayasa'ya aykırı olmayacak” formülleri var, bunlar da yetki aktarmalarıyla oluyor, bu Türkiye'de daha önce denenen bir şey değil. Ben idare hukuku ve anayasa hukuku bilgilerim içerisinde bunun mümkün olduğunu biliyorum.Cumhurbaşkanını seçtikten sonra o cumhurbaşkanı ister Millet İttifakı'nın, ister Cumhur İttifakı'nın cumhurbaşkanı olsun Anayasa'da yetkileri var ve isterse bunları kullanabilir. Eğer Millet İttifakı'nın  “Bu kişiyi aday gösteriyoruz ama bu cumhurbaşkanı, yetkilerini daha kısıtlı kullanacak, parlamenter sistemdeki gibi kullanacak veya bakanlara şu şekilde paylaştıracak” şeklinde bir yaklaşımı varsa o zaman bir protokol yapmaları lazım. Yani bu 6'lı masanın seçim öncesinde aday belirlendikten sonra bu adayla birlikte oturup, “Biz bu adayla gidiyoruz ve bu şekilde hükümet edeceğiz” diyen, ayrı ayrı her bir konuyu kimin üstleneceğini, hangi bakanın ne yetkisi olacağını, cumhurbaşkanıyla ilişkilerinin nasıl olacağını, cumhurbaşkanının kendi yetkilerini bu bakanlara nasıl aktaracağını açıklayan bir protokol yapması ve bunu kamuoyuyla da paylaşması lazım. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcısını bir başbakan gibi yetkilendirebilir.“SEÇİLECEK CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN YETKİLERİNİ KULLANMAYA KALKARSA…”Mesela Sayın Akşener “Ben başbakan olacağım” diyor ya, aslında parlamenter sistem getirilmeden mevcut sistemin parlamenter sistem gibi işletilmesi kısmen mümkün, eğer bir “hükümet iç tüzüğü” yapılırsa Anayasa değişikliğini beklemeden de mevcut sistemi “parlamenter sistem gibi” uygulamak mümkün. Bunu şimdiden düşünmeleri lazım. Cumhurbaşkanı adayı ile yapılacak protokolün diğer tarafı 6'lı masadır ve bu protokolün şeffaf bir şekilde halkla paylaşılması lazım.■ Şu anda aday olması muhtemel olan liderler “mevcut sistemin verdiği yetkileri kullanmayacağız” diyorlar ama Anayasa değişene kadar uzun bir süre geçebilir, ya seçilen kişi o yetkilerin bazılarını kullanmaya kalkarsa, bunun garantisi ne?Aynen öyle, kullanmaya kalkarsa kim engel olabilecek? İşte bu durumda ne yapılacağının formülleri var.CUMHURBAŞKANI HALKIN ÖNÜNDE “YAPILAN PROTOKOLE UYACAĞINI” DEKLARE EDECEK, ŞEFFAF OLACAK!■ Bunun formülü de iç tüzük hazırlanması mı diyorsunuz?Evet, bir iç tüzük hazırlanacak ve Millet İttifakı seçimi kazandığı takdirde ertesi gün yürürlüğe konacak.■ Seçilmiş cumhurbaşkanı, elde ettiği geniş yetkilerle “sizin iç tüzüğünüzü filan dinlemiyorum” derse ne olacak, Türkiye'de akla gelmedik her şey olabiliyor.O zaman o cumhurbaşkanı kendi varlığını devam ettiremez, çünkü bunları yapmayacağını seçim öncesi kamuoyuna deklare edecek. Kapalı kapılar arkasında “al gülüm, ver gülüm” şeklinde olmayacak. Seçilen cumhurbaşkanı halkın önünde söz verdiği şeye ters düşmek istemez, o zaman kendisi çok zor duruma düşer.Seçilecek cumhurbaşkanı protokole uymayacak olursa Meclis seçimleri yenileme kararı alarak cumhurbaşkanına kırmızı kart gösterebilir. Anayasa'da “seçimlerin yenilenmesi” diye bir şey var, parlamento seçimleri yenileyebilir. Ama eğer cumhurbaşkanı Meclis'teki çoğunlukla ters düşüyorsa zaten bu sistemi işletemezsiniz, cumhurbaşkanının icraatını ortaya koyabilmek için kanunlara, parlamentodaki çoğunluğa ihtiyacı var.Bekir Bozdağ-Mustafa Şentop Geçici hüküm koymadılar■ Cumhurbaşkanı Erdoğan aslında “erken seçim olmazsa” 3'üncü kez aday olamıyor. Kendisi aday olduğunu açıkladı, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da “Adayımız Erdoğan'dır. 2014'teki seçimde eski sistemin cumhurbaşkanıydı, 2018'de yeni sistemde ilk kez cumhurbaşkanı oldu, böylece 2023'te de aday olabilir” dedi. Yine hukukçu olan Meclis Başkanı Şentop da aynı şeyi söyledi ve eskiden koyu AKP destekçisi olanlar bile itiraz etti. Buna rağmen algı operasyonları da kullanılarak Erdoğan'ın 3'üncü kez aday gösterileceği kesin görünüyor. Bu konuyu en iyi bilenlerden biri olarak bize doğruyu açıklar mısınız?2017'de bu sistem getirilirken mevcut cumhurbaşkanının (yani Erdoğan'ın) durumuna ilişkin hiçbir düzenleme yapılmamış. Eğer istenseydi “mevcut cumhurbaşkanının 3'üncü dönem de aday olabileceğine ilişkin” bir düzenleme getirilebilirdi, hukuk tekniği açısından bir istisna düzenlemesi yapılmalıydı, bu yapılmamış. Eğer “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yeni bir sistem olduğu için bu Erdoğan'ın 2'inci dönemi sayılır” diyorlarsa o zaman buna ilişkin olarak Anayasa'ya konacak bir geçici madde ile bunun açıklığa kavuşturulması gerekirdi. Abdullah Gül örneğinde bu oldu mesela; Abdullah Gül'ün yeniden cumhurbaşkanı seçilemeyeceğine ilişkin olarak kanun çıkardılar, Fakat Anayasa Mahkemesi bu kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Dolayısıyla, böyle bir iddiaları varsa geçici bir düzenlemeyle bunun yapılması lazımdı. İkincisi, “yeni statü” diyorlar, bu yeni statü kimdir; Cumhurbaşkanı. İddialarına göre “parlamenter sistemdeki cumhurbaşkanlığı lağvolmuştur, sona ermiştir, biz yeni bir başkan statüsü yarattık” diyorlar, o zaman sorarız; TCK 299, cumhurbaşkanına hakareti düzenleyen bu madde 2004'te parlamenter cumhurbaşkanını koruyan bir ceza normu idi.SİSTEM DEĞİŞTİ, ARTIK “BAŞKAN” VAR DİYORLARSA NEDEN HALA “CUMHURBAŞKANINA HAKARET” DAVALARI DEVAM EDİYOR?Peki “2017 Anayasa değişikliğinden sonra parlamenter hükümet sistemindeki cumhurbaşkanlığı sona erdi” ise neden hala cumhurbaşkanına hakaretten davalar devam ediyor ve bu madde uygulanıyor? Burada eğer başkan varsa, suç ve cezada “kanunilik” ilkesi var, yani bir suç kanunla öngörülür, devam etmesini istiyorlarsa TCK'ya “yeni hükümet sistemindeki cumhurbaşkanının da bu hükümden yararlanacağına ilişkin” hüküm koymaları gerekirdi. İstediğiniz yerde “bu yeni bir sistemdir” diyeceksiniz, istediğiniz yerde cumhurbaşkanının bütün imkanlarından yararlanacaksınız” böyle çelişki olur mu?Parlamenter sistemdeki cumhurbaşkanını korumak için çıkarılan TCK 299 mevcut cumhurbaşkanı için de uygulanıyorsa o zaman yeni bir statü yaratıldı diyemezsiniz. Cumhurbaşkanına hakaret suçuna ilişkin düzenleme hala devam ettiriliyorsa, o zaman yasa koyucu, mahkemeler bunu “Bu statü değişmemiştir, devam etmektedir” diye anlıyor. Kaldı ki bizim kanunlarımızda çok eskiden, 2017 Anayasa değişikliği öncesinden birçok “cumhurbaşkanı” ibaresi var, yeni sistemse onların hiçbirinin geçerli olmaması lazım. Zaten böyle bir şey olamaz, yeni sistem ise madem ki böyle bir karışıklık olacak buna “başkan” dersiniz. Ancak Anayasa'da “başkan” diye bir statü, bir ibare yok.KANUN VE ANAYASA “BAŞKAN” DEMİYOR, “CUMHURBAŞKANI” DİYOR!■ İktidar medyası başkan diyor zaten.Onların başkan demesinin önemi yok, kanun ve Anayasa ne diyor; “Cumhurbaşkanı” diyor, onlar başkan diyorlar.‘Hiçbir yerde başkan sıfatı geçmiyor'■ Değiştirdikleri anayasada da cumhurbaşkanı mı diyor? Zaten sistemin adı da “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” değil mi?Bakın, yapılan hiçbir yasa ve Anayasa'da “başkan” sıfatı geçmiyor, hepsinde “cumhurbaşkanı” diyor, dolayısıyla size göre “başkan” da diyebilirsiniz, “reis” de diyebilirsiniz ama bu yasal veya anayasal bir sıfat olmaz. Bunlara dikkat etmek lazım, 2017 seçiminden önce de cumhurbaşkanı için iki dönem 5 yıl seçilmek vardı; 5+5 diyorduk, onu da değiştirmediler. Mevcut sistemde cumhurbaşkanının yetkileri artmıştır ama “cumhurbaşkanı”nın yetkileri artmıştır. Sistem değişiyorsa daha önce cumhurbaşkanının sahip olduğu hiçbir yetkiyi, hiçbir statüyü kullanmaması gerekirdi.Anayasa'nın 101'inci maddesi –ki bu 2010 Anayasa değişikliği ile getirilmiş bir hüküm-  ve “Cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıldır ve bir kimse en fazla 2 defa cumhurbaşkanı seçilebilir” diyor. Bu çok açık bir hüküm, gerek Anayasa'nın bu 101'inci Maddesi, gerekse Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu uyarınca herhangi bir cumhurbaşkanı ikiden fazla cumhurbaşkanı seçilemez. Yani Anayasa bunu sınırlamış. Baktığımızda 19'uncu dönem Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, 20'inci dönem cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'dır, 21'inci dönem cumhurbaşkanı yine Sayın Erdoğan'dır. Görüyorsunuz ki 2 dönem cumhurbaşkanı olmuş, bu durumda Sayın Erdoğan'ın 3'üncü defa aday olabilmesinin tek bir yolu var, o da parlamentonun erken seçim kararı alması. Parlamento erken seçim kararı almazsa Sayın Erdoğan'ın 3'üncü defa aday olma imkanı söz konusu değil. Normal seçim tarihi 24 Haziran 2023 ise, ondan bir gün önce de yapılsa bu erken seçim olarak kabul ediliyor.MUHALEFET DESTEK VERMEDİĞİ TAKDİRDE ERKEN SEÇİM KARARI ALINAMAZ!Burada şuna dikkat etmek lazım; muhalefetin şu an erken seçime desteği var görünüyor, aksi halde erken seçim kararı çıkması mümkün değil, çünkü Cumhur İttifakı'nın 360 milletvekili olması söz konusu değil, dolayısıyla muhalefetin desteğine ihtiyacı var. Muhalefet çevreleri erken seçim için Kasım ayını dillendiriyor ancak iktidar erken seçimin 2023 Mayıs'ına ötelenmesini kendi menfaatine görüyor olabilir, nitekim bu konuda bir takım haberler çıkıyor, peki 2023 tarihine ötelenmiş bir seçime yani geciktirilmiş bir erken seçime muhalefet destek verir mi, soru bu. Mevcut halde Sayın Erdoğan Meclis'te erken seçim kararı alabilecek çoğunluğa sahip değil. Seçim zamanında yapılırsa ve Anayasa'daki açık hükme rağmen Sayın Cumhurbaşkanı'nın 3'üncü dönem için aday olması söz konusu olursa bu durum “Anayasal meşruiyet” tartışmalarını alevlendirir ve seçimler bu anayasal meşruiyet tartışmalarının gölgesinde yapılır.Muhalefet şimdiden istediği erken seçim tarihini ilan etmeli■ Ülke her bakımdan sıkıntı içinde ve seçime kadar geçecek her gün ekonomiden dış siyasete kadar sıkıntıları arttıracak gibi görünüyor. İktidarın 2023'teki normal seçim tarihine yakın bir tarihi erken seçim tarihi olarak seçmesini önlemek için muhalefet ne yapmalı?Muhalefet erken seçim istiyorsa, erken seçim tarihini Kasım 2022'de olması gerektiğini şimdiden ilan etmeli ve örneğin Mayıs 2023'te bir erken seçimi kabul etmeyeceğini de iktidara bildirmeli.“ERDOĞAN'IN PARLAMENTOYU FESHETMESİ ONUN 3'ÜNCÜ KEZ ADAY OLABİLMESİNİ SAĞLAMAZ”■ Madem ki muhalefet desteği olmadan erken seçim kararı alınamıyor, Sayın Kılıçdaroğlu neden “Erdoğan parlamentoyu feshedecek ve erken seçime gidecek” dedi?Cumhurbaşkanı'nın parlamentoyu feshetmesi 3'üncü defa aday olması için uygun bir yol, yöntem değil, seçimlerin yenilenmesi kararını mutlaka parlamentonun “en az 3/5 oy çoğunluğuyla” almış olması gerekir ki Erdoğan 3'üncü dönem aday olabilsin. Bu seçimleri yenileme kararı cumhurbaşkanından çıkarsa Anayasa 3'üncü dönem adaylığa izin vermiyor, bunun mutlaka parlamento tarafından yapılması lazım.Hukuk devleti vesayet altında!■ Türkiye'de hukuk devletinin vesayet altında olduğunu söylemiştiniz, bunu biraz daha açar mısınız?Hukuk devleti ve yargı konusunda çok büyük sorunlar var, Türkiye'de hukuk devleti vesayet altında, Türkiye'de “parti-devlet bütünleşmesi” var. Parti devleti var. İktidar partisi ve devlet aygıtı iç içe geçmiş durumda. Literatürde buna “hakim parti sistemi” deniyor. Bu sistemde maalesef hukuk devletinin kurum ve kuralları bir vesayet sistemi olarak yaftalanıp itibarsızlaştırılıyor. Türkiye'de şiddetini giderek arttıran bir “yargı bağımsızlığı sorunu” var. Maalesef yeni nesil savcı  ve yargıçlarımızın ekseriyeti mesleki anlamda yetersiz ve donanımsız. Mesleğe alımda liyakat şartı işletilemiyor, hakim ve savcıların atama, disiplin, tayin ve meslekten ihracına karar veren Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) tamamen siyasi organların belirlediği kişilerden oluşuyor. Partili bir cumhurbaşkanı ve onun atadığı adalet bakanı HSK'nın başkanı olarak yargıyı dizayn ediyor.“84 HUKUK FAKÜLTESİ AÇILMIŞ AMA YARGIDA KALİTE SORUNU GİDEREK BÜYÜYOR”Yargıyı kontrol eden mekanizmanın başında bir siyasi şahsiyetin bulunması, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında vatandaşta elbette şüphe uyandırıyor, güven duymuyor vatandaş. Bunun yanında bir de yargı bağımsızlığı sorunu yanında etkisini giderek daha çok hissettiğimiz “yargıda kalite” sorunu var, Türkiye'de hukuk fakültesi enflasyonu yaşanıyor, 84 hukuk fakültesi açılmış fakat kaliteli ve donanımlı hukukçu yetiştirenler bir elin parmaklarını geçmiyor. Çağın gerektirdiği bilgi ve birikime sahip olmayan yargıçlar varsa yargı bağımsız bile olsa adalet sağlayamazsınız. En donanımlı ve üstün bir teknolojiye sahip uçağın nasıl ki liyakatli bir pilota ihtiyacı varsa, adil bir yargı sisteminin de liyakat sahibi yargı mensuplarına ihtiyacı var.Pınar Gültekin davasında haksız tahrik indirimi■ Yargıçların yetersizliğinden bahsederken üniversite öğrencisi Pınar Gültekin olayını konuşmamak imkansız. Boğulmuş, yakılmış, üzerine beton dökülmüş ama hala “canavarca hisle öldürülmediği” söylenerek haksız tahrik indirimi yapılıyor. Bu tam bir hukuk skandalı ve suçlular korunduğu için tüm kadınlar korku içinde. Anayasa'da devletin “vatandaş güvenliğini koruma” görevi yok mu?Elbette var. Kişi güvenliği denilen bir hadise var mesela, elbette ki devlet vatandaşını koruyacak ama ondan da daha önce “adil yargılanma” var. Adil yargılayacaksınız ama ikincisi adil cezalar vereceksiniz. Yani aynı zamanda suçtan zarar göreni, mağduru koruyacaksınız. Anayasamızın 10'uncu Maddesi özellikle kadınların ve çocukların korunmasına yönelik pozitif ayırımcılığın yapılabileceğini ifade ediyor. Maalesef Türkiye'de şöyle bir durum ortaya çıkıyor; Gezi davasında muhalefet şerhi koyan hakim Tokat'a, Kaşıkçı davasında yargılama hakkının Suudi Arabistan'a devredilmesine karşı çıkan hakimin Kahramanmaraş'a tayin edilmesi. Tartışmalı kararıyla kamuoyunun gündemine gelen bazı hakimlerin ödüllendirilircesine Adalet Bakanlığı'nda üst düzey bürokrasiye atanması.İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NİN FESHEDİLMESİ ANAYASA'YA  AÇIKÇA AYKIRIDIR!Son dönemde yüksek mahkeme kararlarını, AİHM kararlarını tanımayan, uygulamayan mahkemelerin, hakimlerin ortaya çıktığını görüyoruz. Ayrıca yine çok önemli; kadına şiddetin arttığı bir süreçte, Anayasa'daki usule aykırı olarak İstanbul Sözleşmesi'nin feshedildiğini görüyoruz. Anayasa'nın uluslararası sözleşmelere ilişkin 90'ıncı Maddesi'ne açıkça aykırı. Çünkü burada TBMM'nin bir kanunla bu sözleşmeden çekilmeyi uygun bulması gerekir, açık ve net. Burada nitelikli çoğunluk da gerekmiyor ama kendi çoğunluğuna kabul ettirme yoluna bile gitmedi. Önce parlamento bu onaylamayı uygun bulduğuna dair bir kanun çıkarıyor, daha sonra cumhurbaşkanı bu sözleşmeyi onaylıyor. Hukukta bir şeyin tersini yapacağınız zaman aynı yoldan gitmeniz lazım, yani yine TBMM sözleşmeden çekilmeyi bir kanunla uygun bulacak, akabinde de cumhurbaşkanı bu sözleşmeden çıkmayı onaylayacak, sistem bu. Fakat burada TBMM devre dışı bırakıldı. Bu bizim ülkemizde uluslararası hukuk anlamında insan hakları karnesini de ortaya koyuyor. Nüfus bazında bakarsak Türkiye AİHM'ye başvuruda ilk sırada, Rusya ikinci sırada yer alıyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni ihlal konusunda ilk sıraya oturuyor olmamız uluslararası boyutta Türkiye'nin insan hakları sorununun kronik hale geldiğine işaret ediyor.“ALTIN ARAMA DİYE VERİLEN İZİNLERLE İNSAN SAĞLIĞININ TEHDİT EDİLMESİ ANAYASA'YA AYKIRIDIR, İŞLEMİ YAPANLARIN HUKUKİ SORUMLULUĞU VARDIR”■ Yabancı şirketler altın arama veya termik santral diye ormanlarımızı kesiyor, tarım alanlarına nehirlerimize siyanür akıtıyor, açıkça insanları zehirliyor, dünyanın çöplerini alıyoruz, bunlar da insan sağlığı konusunda devletin sorunu değil mi? Hükümet keyfi olarak örneğin Kanadalı şirketlere bu yetkiyi verebilir mi?İdarenin her türlü eylem ve işlemi kamu yararına amacıyla yapılır, kamu yararı yoksa idarenin hiçbir işlemi yapmaması gerekir. Öte yandan Anayasamızın 56'ıncı Maddesi açıkça “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede  yaşama hakkına sahiptir, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların görevidir” diyor. Bakın Anayasa açıkça kuralı koymuş, hatta “Devlet herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak” ile görevlidir diyor. Dolayısıyla devletin insan sağlığının korunmasında çok önemli bir görevi var, bunu göz ardı etmesi mümkün değil. Yani böyle bir işlem kamu sağlığını tehlikeye atıyorsa bu işlem yanlış bir işlemdir ve bunu yapanların hukuki bir sorumluluğu olduğunu da bilmek lazım. Anayasal açıdan baktığımızda burada Anayasa'ya aykırı bir durumun olduğunu, insanların sağlıklı bir çevrede yaşama haklarının ihlal edildiğini görüyoruz.NEHRE SİYANÜR AKITAN ŞİRKETİN ALTIN ARAMA LİSANSINI İDARE DERHAL İPTAL ETMELİ VE GEREKLİ CEZA KESİLMELİ!■ Hepimiz görüyoruz ve tepki gösteriyoruz, ne yapalım, halk ne yapsın? Fırat Nehri'ne siyanür karışıyor ve sulama kanallarıyla gıda ürünlerine bulaşıyor, herkes tehlikede.İdarenin burada derhal bu şirketin altın arama lisansını iptal etmeli ve gerekli cezaları derhal kesmeli. Bu şirketin cezai sorumluluğu var, hukuki sorumluluğu, tazminat sorumluluğu var, bütün bunların birlikte değerlendirilmesi lazım. Kasıt olduğunu düşünmek istemiyorum, taksirle de olsa başkalarının sağlığına, hayatına mal olabilecek bir takım zararların ortaya çıkması neticesinde cumhuriyet savcılarının harekete geçmesi ve soruşturma başlatması lazım.Burada tazminat davaları açılabilir, işlemlerin iptal edilmesi için bir takım yollar, yöntemler geliştirilebilir. Hem tazminat hukuku, hem ceza hukuku açısından savcılar harekete geçmeli.TÜRKİYE'DEKİ 7-8 MİLYON GÖÇMEN MGK'DA ELE ALINACAK KADAR ÖNEMLİ BİR GÜVENLİK SORUNU!■ Türkiye artık gerçekten bir göçmen istilası altında gibi. Bu arada AİHM'nin “oturma izni olup da ülkesine gönderilen” bir mülteciyle ilgili kararı çıktı. Tabii mültecilerin Türkiye'den çıkıp Avrupa'ya yayılmasını engellemek için bu tür kararlar çıkacaktır. Türkiye ne yapacak?Özellikle Suriyeli, Afgan, Iraklı, Ortadoğu'dan gelen müthiş bir göç dalgası var ve bu ekonomik dengeleri, sosyal yaşamı hepsini etkiledi ve yer yer münferit güvenlik sorunları ortaya çıktı önce, daha sonra bunların bütün ülkeye yayıldığını ve bir milli güvenlik sorununa dönüştüğünü görüyoruz. Çünkü sayıları tam olarak bilinmemekle birlikte, 7-8 milyon civarında bir göçmen kitlesinden söz ediyoruz ve bunların bir kısmı kayıtlı değil. Özellikle devletin göçmenleri alırken kayıt tutması, onları sağlık ve güvenlik yönünden, sosyal yönden denetlemesi ve denetimli bir şekilde bunları alması ve sadece kontrol edebileceği kadar alması gerekirdi ama bütün bunlar yapılmadığı için maalesef Türkiye şu an böyle bir sorunla karşı karşıya. Ben bu sorunun Milli Güvenlik Kurulu'nda ele alınacak ölçüde önemli bir sorun olduğunu düşünüyorum. Devletin güvenliğini, bekasını ilgilendiren bir sorun olarak ortaya konması gerekir.YERLİ VE MİLLİ OLMA İDDİASINDAKİ BİR YÖNETİMİN TÜRK VATANDAŞLIĞINI DOLARLA SATIŞA ÇIKARMASI İRONİDİR!Burada izlenen bir vatandaşlık politikası var, bunu da sorundan ayrı olarak görmüyorum. Türkiye'de maalesef yine özellikle Ortadoğu'dan gelen kitleye vatandaşlık veriliyor. Eğer belli bir döviz getirilirse, bu gayrimenkul olabilir, bir fon getirmek olabilir, böyle kişilere Türk vatandaşlığının dolar cinsinden satılması söz konusu. Yerli ve milli olma iddiasındaki bir yönetimin Türk vatandaşlığını belli bir para birimi üzerinden satışa çıkarması bir ironidir. Şehit kanıyla sulanmış bu toprakların nasıl kazanıldığı belli.ALMANYA, KANADA VATANDAŞLIK VERİRKEN EĞİTİME, GÜVENLİĞE BAKIYOR, BİZDE TEK ÖLÇÜT PARA, BU ÇOK YANLIŞ!■ Çok haklısınız, fakat bunu söyleyince “başka ülkeler de yapıyor” diyorlar.O ülkeler bunu şartlardan biri olarak koyuyorlar, orada güvenlik şartı var, eğitim şartı var, mesela Almanya, Kanada da yapıyor bunu ama onların aldıkları o kitlenin kreması. Orada sadece yatırılan para değil, bizde ise Türk vatandaşlığına alınmak için tek ölçütün para olması çok yanlış. Bu uygulama önemli ama kanuna dayanmıyor, Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılan bir “Türk Vatandaşlığı Yönetmeliği” var, maalesef bu yönetmelik dolar cinsinden belli bir para Türkiye'ye getirildiği takdirde Türk vatandaşlığının kazanılmasını mümkün kılıyor. Türk Vatandaşlığı Kanunu'nda böyle döviz karşılığı, vatandaşlığın parayla kazanılacağına dair hiçbir şey yok. Anayasa'da da yok yani açıkça yönetmelikle böyle bir yöntem benimsenmiş durumda.DOLARLA TÜRK VATANDAŞLIĞI SATILMASI ANAYASAL AÇIDAN KABUL EDİLEBİLİR DEĞİLDİR!■ Yerli ve milli olacaksak bu durum milli duygularımızı fena halde zedeliyor, bu ülke için gencecik askerlerimiz hala şehit oluyor, diğer tarafta kendi ülkesinde askerlikten kaçmış insanlar vatandaş oluyorlar!Haklısınız, döviz açığının giderilmesinin yöntemi kesinlikle bu olmamalı, bu düzenleme devlete hukuki ve siyasi bağ ile bağlılığı ifade eden vatandaşlık kavramının yabancı bir para cinsinden bir değer ile karşılanması. Vatandaşlık kavramını müşteri ya da yatırımcı kavramına indirgiyor. Vatandaşlık çok ciddi bir şey, devlet açısından baktığımızda bireyin devletle olan bir ilişkisi, tabiiyeti, dolayısıyla vatandaş devlet için bir müşteri veya bir yatırımcı asla olamaz. Bu anlayış anayasal açıdan da kabul edilebilir değildir.DEVLETİN ATTIĞI HER ADIMIN ULUSLARARASI PLANDA DA FATURASI VAR VE BU FATURAYI MİLLET ÖDÜYOR!■ AİHM kararına karşı ne yapılabilir? Suriye'ye bayramlarda gittiler, şimdi deport edilince dava açıyorlar, milyonlarca Suriyeli için nasıl bir çözüm bulunacak?Bu karar da önümüzde ciddi bir tehdit oluşturuyor. Burada şu açıdan dikkatli olmak lazım; bir Suriyeli kişiye oturma izni verilmiş, daha sonra bu kişi deport edilmiş, AİHM'ye dava açmış ve AİHM burada Türk Devleti'nin Sözleşme'yi ihlal ettiği gerekçesiyle 12,250 Euro tazminata mahkum etti (Akkad Kararı). Yani AİHM oturma izni verilen Suriyeli'nin zorla ülkesine sınırdışı edildiğinden bahisle ihlal tespit ediyor ve Türkiye'yi tazminata mahkûm ediyor. Türkiye'de 7-8 milyonu aşan sayıda göçmen bulunduğunu düşünecek olursak bunun 50-100 milyar civarında maliyeti olacağını görüyoruz, dolayısıyla bu göçmenlere gelişigüzel vatandaşlık verilmesi, oturum hakkı verilmesi Türkiye'yi bağlıyor, oturma hakkı verilmeseydi biz belki bu durumla karşı karşıya gelmeyecektik. Devletin attığı her adımın uluslararası planda da faturası var ve bu faturayı ödeyecek olan yine bu ülkenin vatandaşları. Vatandaşlık verdiğiniz zaman da “bunu geri alıyorum, iptal ediyorum” deme şansınız da maalesef çok değil, gördüğünüz gibi AİHM bir karar verdi ve bu karar aslında üzerinde durulması, tartışılması gereken bir karardır. Şu anda Millet İttifakı da AİHM kararını göz önünde bulundurarak göçmenler için ayakları yere basan bir formül geliştirmek zorunda. Daha sonra bu oturma hakkı veya vatandaşlık verdiğimiz insanların terörle bağlantıları ortaya çıkarsa o da ayrı bir sorun olacak, bunların en baştan doğru şekilde düşünülmesi gerekirdi, şu anda çok büyük sıkıntılar var. Bu kontrolsüz göç dalgası ve izlenen yanlış politikalar Türkiye'yi önümüzdeki süreçte büyük sıkıntılara sokabilir. aip2('pageStructure', {"pageType":"article","pageCategory":"yazarlar-Ruhat Mengi","pageIdentifier":7220171}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/ruhat-mengi/muhalefet-destek-vermedigi-takdirde-2023te-erken-secim-karari-alinamaz-7220171/');var aip2_pageCategory = "yazarlar-Ruhat Mengi";aip2('newsArticle', {"identifier":7220171,"url":"https:\/\/www.sozcu.com.tr\/2022\/yazarlar\/ruhat-mengi\/muhalefet-destek-vermedigi-takdirde-2023te-erken-secim-karari-alinamaz-7220171\/","headline":"Muhalefet destek vermedi\u011fi takdirde 2023\u2019te erken se\u00e7im karar\u0131 al\u0131namaz","articleBody":"","articleSection":"Ruhat Mengi","keywords":"","image_1":"https:\/\/i01.sozcucdn.com\/wp-content\/uploads\/2022\/06\/28\/iecrop\/ruhat-mengi-1_16_9_1656447561-880x495.jpg","author":"\u00d6m\u00fcr K\u0131rba\u015fl\u0131","columnist":"Ruhat Mengi","datePublished":"2022-06-29 05:00:00","dateModified":"2022-06-29 05:56:14","info":"{\"seo_news\":\"false\"}","wordCount":38864}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/ruhat-mengi/muhalefet-destek-vermedigi-takdirde-2023te-erken-secim-karari-alinamaz-7220171/'); Ruhat Mengi Tüm Yazıları için tıklayın

Gateze İsmi

Kimler EYT’li sayılıyor?

EYT'liler, açık ifadesiyle “emeklilikte yaşa takılanlar”…1999 yılından bu yana emekli olmalarını engelleyen yasaya karşı çeşitli platformlarda mücadele veriyorlar…İktidar partisi yetkililerinden her umut yeşertici açıklama geldiğinde haklı olarak heyecanlanıyorlar…Son olarak AKP Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş'un “EYT'de çalışma yapılıyor, tarih söyleyip beklentiye yol açmak istemem ama bu konu hükümetin masasında” açıklaması üzerine umutlar yeniden yeşerince EYT soruları da yoğunlaştı.Sorular, “EYT kapsamında mıyım?”, “EYT'li miyim?”, “Olası bir EYT yasası çıkarsa ben de yararlanabilir miyim?” başlıkları altında toplanıyor.EYT'nin açılımı “emeklilikte yaşa takılanlar”, yani emeklilik için gereken yaş dışındaki koşulları sağlamış olanlar.Peki, kimler emeklilikte yaşa takılanlar?EYT KAPSAMINDA OLANLAR8 Eylül 1999 (dahil) tarihinden önce herhangi bir sigortalılık (SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı, özel banka emekli sandığı) kapsamında sigortalı olanlar EYT kapsamında sayılıyor.Zira 9 Eylül 1999 tarihinde 4447 Sayılı Kanun'la yapılan değişiklik öncesinde yaş koşulu aranmaksızın;■ 4/a (SSK) sigortalıları 5.000 prim günü ve kadınlar 20, erkekler 25 yıl sigortalılık süresi,■ 4/b (Bağ-Kur) sigortalıları kadın ise 20 tam yıl (7.200 gün), erkek ise 25 tam yıl (9.000 gün) prim günü,■ 4/c (Emekli Sandığı) kapsamında iştirakçi olan kadınlar 20, erkekler 25 tam yıl hizmet süresi,koşullarını sağladıklarında emekli olabiliyordu.Yapılan değişiklikle, sigortalılık süresi ve prim günü/hizmet süresi koşullarının yanı sıra bir de kadınlar için 58, erkekler için 60 yaş koşulu getirildi. 9 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olanlar için de kademeli yaş koşulu öngörüldü.Bu bağlamda, EYT kapsamında sayılmak için öncelikle sigorta başlangıcının 8 Eylül 1999 (dahil) tarihinden önce olması ya da sigorta başlangıcı 8 Eylül 1999 tarihinden sonra olmakla birlikte sigorta başlangıç tarihinden önceki sürelerin borçlanılmasına bağlı olarak sigorta başlangıç tarihinin 8 Eylül 1999 tarihi öncesine çekilmiş olması gerekiyor. Bu şekilde sigorta başlangıcı 8 Eylül 1999 (dahil) tarihinden önce olanlar EYT kapsamında sayılıyor.EYT'Lİ SAYILMAKEYT kapsamında olmakla birlikte, EYT'li sayılabilmek için ise emekliliğe hak kazanmak için aranan yaş dışındaki;■ 4/a'lılar açısından sigortalılık süresi ve prim günü,■ 4/b'liler açısından prim günü,■ 4/c'liler açısından hizmet süresi,koşullarını sağlamış olmak gerekiyor.EYT'liler için öngörülen emeklilik koşulları konusunda kamuoyu ile paylaşılmış bir bilgi yok. Konu kulis haberleri üzerinden tartışılıyor. Talep, emeklilik koşullarında 8 Eylül 1999 öncesine dönülmesi.EYT'liler için öngörülecek emeklilik koşulları konusunda kamu tarafından net bir bilgi paylaşımı olmamakla birlikte, şayet yasa çıkarsa, yasa hükümlerinden yararlanabilmek için en azından emeklilik için gereken yaş dışındaki, 4/a (SSK)'lılar ve banka sandığına tabi olanlar açısından sigortalılık süresi ve prim günü, 4/b (Bağ-Kur) ve 4/c (Emekli Sandığı) kapsamında olanlar açısından prim günü/hizmet süresi koşulunu sağlamış olmak gerekecek. aip2('pageStructure', {"pageType":"article","pageCategory":"yazarlar-Sezgin \u00d6zcan","pageIdentifier":7220158}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/sezgin-ozcan/kimler-eytli-sayiliyor-2-7220158/');var aip2_pageCategory = "yazarlar-Sezgin Özcan";aip2('newsArticle', {"identifier":7220158,"url":"https:\/\/www.sozcu.com.tr\/2022\/yazarlar\/sezgin-ozcan\/kimler-eytli-sayiliyor-2-7220158\/","headline":"Kimler EYT\u2019li say\u0131l\u0131yor?","articleBody":"","articleSection":"Sezgin \u00d6zcan","keywords":"","image_1":"https:\/\/i01.sozcucdn.com\/wp-content\/uploads\/2022\/06\/28\/iecrop\/sezgin-ozcan_16_9_1656445701.jpg","author":"\u00d6m\u00fcr K\u0131rba\u015fl\u0131","columnist":"Sezgin \u00d6zcan","datePublished":"2022-06-29 05:00:13","dateModified":"2022-06-28 22:49:51","info":"{\"seo_news\":\"false\"}","wordCount":3817}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/sezgin-ozcan/kimler-eytli-sayiliyor-2-7220158/'); Sezgin Özcan Tüm Yazıları için tıklayın

Gateze İsmi

5 No’lu CD’de unutulan belge

28 ŞUBAT DAVASI NEDEN KUMPAS (2)? İLK KEZ OKUYACAKSINIZ!Adolf Hitler’in “Kavgam” kitabıyla başlayalım:“… (Halkın) Böylesine ‘devasa’ yalanların uydurulmuş olabileceği asla akıllarına gelmez, başkalarının gerçeği bu kadar rezilce çarpıtacak fütursuzluğa sahip olabileceklerine inanmazlar. Bunu ispatlayan gerçekler akıllarına açık bir şekilde önlerine getirilse bile hâlâ şüphe duyacaklar ve tereddüt edecekler ve başka bir açıklama olabileceğini düşünmeye devam edeceklerdir. Ortaya çıkarıldıktan sonra bile bu kadar rezil bir yalanın her zaman arkasında izler bırakacağı, bu dünyadaki tüm uzman yalancılar ve yalan sanatında komplo ustaları tarafından bilinen bir gerçektir…”Şu cümleye dikkat: “Ortaya çıkarıldıktan sonra bile rezil yalanın arkasında iz bırakması…”Şimdi geliyorum 28 Şubat’ın “yalan/sahte belgelerine”… Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13 Nisan 2018'de verdiği  28 Şubat Davası kararlarından sonra bir grup sanık tarafından davanın on binlerce sayfa tutan ek klasörleri üzerinde çalışma yapıldı. Davadaki bütün hukuksuzlukları, sahte evrak ve belgeleri tek tek belgeleyen oldukça kapsamlı ortak bir temyiz dilekçesi hazırlandı. Söz konusu temyiz dilekçesi davada ceza alan sanıkların bir kısmını temsilen avukat Aykanat Kaçmaz tarafından Yargıtay 16. Ceza Dairesi Başkanlığı'na 8 Temmuz 2020'de gönderildi.Kozanlı Ömer’den Gölcük’e…Ortak temyiz dilekçesinin 1222-1251’inci sayfaları arasında şu tespitler yapıldı:■ FETÖ emniyet imamı Kozanlı Ömer kod adlı Osman Hilmi Özdil'in 2007 yılında ABD'de yapılan polis aramasında üzerinden çıkan, Ergenekon davası kurgusu ile birlikte 28 Şubat davası kurgusuna ilişkin kripto edilmiş belge ve davanın kumpas olduğuna ilişkin yargı kararı…■ Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz ve Fadime Şahin'in TSK tarafından kullanıldığı/eğitildiği iddiası, Ergenekon soruşturmasında senaryonun detaylarının Harbiye Ordu Evi’nde yazıldığının ve Veli Küçük'te ele geçtiği iddiasının gerçek dışı olduğu, Ergenekon kumpas soruşturmasında da yer alan iddianın FETÖ kurgusu olduğuna ilişkin yargı kararı… ■ İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi 2014 Balyoz davası beraat kararında; Gölcük Donanma Komutanlığı’nda ele geçirilen ve 28 Şubat kumpas davasına monte edilen Hard diskler ve CD'lerde yer alan belgelerin üretilmiş sahte belgeler olduğu ve FETÖ nün, 1965 şifresi üzerinden sanıklar ve kumpas davalarının birbiriyle bağlantısını sağlamak üzere tezgâhlandığına ilişkin yargı kararları…Şimdi geliyoruz davann temelini oluşturan 5 No’lu CD’ye!Matematik dersine GİZLİ damgasıDün yazdım:Soruşturmanın dayanağı olarak gösterilen ve Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “delil” olarak kabul ettiği CD, DVD ve belgeler, Ahmet Yılmaz isimli bir kişi tarafından 19 Aralık 2011'de Fetullahçı olduğu iddiasıyla TSK'dan ihraç edilen göz doktoru Tamer Tatar'a kargo ile iletildi. Tatar, 20 Aralık 2011'de kargoyu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda Savcı Hüseyin Ayar'a iletti. Ayar da bu belgeleri şimdi FETÖ'den firari olan eski Başsavcıvekili Fikret Seçen'e teslim etti. Seçen de 21 Aralık 2012'de belgeleri Özel Yetkili Savcı Mustafa Bilgili'ye özel kurye ile gönderdi. Bilgili de kendisine iletilen “5 No’lu CD” üzerinden davanın temellerini attı. Ancak… Yargıtay’a gönderilen temyiz dilekçesinde bugün ilk kez göreceğini bir sahte delil daha ortaya çıktı:Kumpasçılar, üniversiteye hazırlık dershane “Matematik” ders konuları, özel test ve cevap anahtarının “İÇİNDEKİLER” kapak sayfasına “GİZLİ” gizlilik derecesi vererek, hazırladıkları kumpas yazı şablonunu CD 5 içinde unutmuş. SONUÇ: 5 No’lu CD içinde unutulan bu belge bile kumpasın ayak izi. aip2('pageStructure', {"pageType":"article","pageCategory":"yazarlar-Aytun\u00e7 ERK\u0130N","pageIdentifier":7220073}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/aytunc-erkin/5-nolu-cdde-unutulan-belge-7220073/');var aip2_pageCategory = "yazarlar-Aytunç ERKİN";aip2('newsArticle', {"identifier":7220073,"url":"https:\/\/www.sozcu.com.tr\/2022\/yazarlar\/aytunc-erkin\/5-nolu-cdde-unutulan-belge-7220073\/","headline":"5 No\u2019lu CD\u2019de unutulan belge","articleBody":"","articleSection":"Aytun\u00e7 ERK\u0130N","keywords":"","image_1":"https:\/\/i01.sozcucdn.com\/wp-content\/uploads\/2022\/06\/28\/iecrop\/aytunc-erkin_16_9_1656444575.jpg","author":"\u00d6m\u00fcr K\u0131rba\u015fl\u0131","columnist":"Aytun\u00e7 ERK\u0130N","datePublished":"2022-06-29 05:00:31","dateModified":"2022-06-29 05:56:12","info":"{\"seo_news\":\"false\"}","wordCount":4893}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/aytunc-erkin/5-nolu-cdde-unutulan-belge-7220073/'); Aytunç ERKİN Tüm Yazıları için tıklayın

Gateze İsmi

Serbest piyasa ruhuna…

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati'nin, “Aldığımız bütün kararlar daimi kararlar değil… Hepsi geçici… Dövizle işiniz yok, TL ile iş yapın diyoruz” demesi aslında bu durumun serbest piyasa ekonomisini askıya aldıklarının itirafı…Öncelikle düzenlemelerin sana dokunmaması, küçük veya büyük olması değiştirir mi adını? Soru, “Ne zamana kadar sürecek?” Daimi değil!★★★Serbest piyasa ekonomisine yatırım kararları rica, minnet, sitem, emir, baskı ile kontrol altına alınabilir mi? Soruna değil, sonuca müdahale edip çözüm beklemek ne derece isabetli?Krediler BDDK'dan değil, Merkez Bankası onayından geçiyor. Bunu bilmeyen bankacı yok memlekette…Peki, Merkez Bankası defalarca “benim kur ile ilgili bir hedefim yok” demedi mi? Bu resmi açıklamanın üzerine gidip kuru düşürmek için hareket ettiyse burada bir yanlışlık yok mu?★★★Benden duymuş olmasınlar ama problem döviz alanlarda değil! Sistemde… Ülkeyi yönetenlerde… İnsanları süründürecek kıvama getirip “düzelteceğiz” vaadi hakikaten yürek incitici…İşlerin eskiye dönmeyeceği aşikar… Cin şişeden çıktı. Durum öyle bir raddeye geldi ki bir cami avlusunda avuç açmadığımız kaldı!★★★Neden bu kararlar alındı? Dolar daha fazla yükselse faizi artırmak zorunda kalacaklardı. Nitekim öyle oldu. GES ile yüzde 23 faiz verildi, yüzüne bakan çıkmadı. Yönetimin ekonomiden hiç anlamadığı tescillendi…Nitekim dolar basamadığın bir para birimi… Nihayetinde ülkenin 440 milyar dolar da borcu var. Dışarıdan para gelmediğine göre içeridekiler ile bir süre idare etmeye çalışacaklar.★★★Dolar rezervlerinin çoğu daha önce Türkiye'ye parasını getiren ve kötü yönetim nedeniyle kaçmak isteyen yabancıya satıldı. Baskılanan döviz kurları sayesinde ucuza tanzim satış mağazası mantığıyla dağıtıldı.Serbest piyasa olsaydı dövize talep geldikçe fiyatı artacaktı. TL'den dolara geçerken fazla para ödeyecek ve Türkiye'den çıkarken ona göre yüksek ödeme yapacaklardı. Şimdi bu algı uğruna zarar Türk milletinin hanesine yazıldı.★★★Ülkeyi soktukları çıkmazın adı da bu ya… Bize döviz gerekiyor. Alınan bu kararlarla bırakın yabancıyı, Türkler bile parasını yurt dışına taşıma derdine düşüyor.Türk Lirası olarak değil tabii ki… Nasıl engellemeyi düşünüyorlar? Ülkenin sınır kapılarına baraj kursalar yine başarılı olmazlar. O para illa bir yolla çıkar!★★★Nitekim bugünlere kadar hata üstüne hata yapa yapa geldik. Peki, biz bu durumdan ders aldık mı? Yahu belki de bizde bir hata vardır, diye hesap kitap yaptık mı?Çivi çiviyi söker, inat ekonomiyi beter eder. Değişimdir bunun ilacı… Millet ister içer, ister sürünmeye devam eder.  aip2('pageStructure', {"pageType":"article","pageCategory":"yazarlar-Murat Murato\u011flu","pageIdentifier":7220138}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/murat-muratoglu/serbest-piyasa-ruhuna-7220138');var aip2_pageCategory = "yazarlar-Murat Muratoğlu";aip2('newsArticle', {"identifier":7220138,"url":"https:\/\/www.sozcu.com.tr\/2022\/yazarlar\/murat-muratoglu\/serbest-piyasa-ruhuna-7220138\/","headline":"Serbest piyasa ruhuna…","articleBody":"","articleSection":"Murat Murato\u011flu","keywords":"","image_1":"https:\/\/i01.sozcucdn.com\/wp-content\/uploads\/2022\/06\/28\/iecrop\/murat-muratoglu-son_16_9_1656445157.jpg","author":"\u00d6m\u00fcr K\u0131rba\u015fl\u0131","columnist":"Murat Murato\u011flu","datePublished":"2022-06-29 05:00:22","dateModified":"2022-06-28 22:39:27","info":"{\"seo_news\":\"false\"}","wordCount":3441}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/murat-muratoglu/serbest-piyasa-ruhuna-7220138/'); Murat Muratoğlu Tüm Yazıları için tıklayın

Gateze İsmi

Adalet bu dünyada lazım

TCDD hesaplarının TBMM KİT Komisyonu'ndaki görüşme tutanaklarını okurken mırıldandım bu cümleyi. (Kimbilir kaçıncı kez.)Geçen hafta toplanan Komisyon'un 300 sayfayı aşan tutanaklarında konuşulan konulardan biri 2018 yılındaki Çorlu Tren Faciası. İzmir Milletvekili Atila Sertel, Sayıştay raporuna atıfta bulunarak, tren kazalarındaki sorumlulukların saptanması konusunda bakanlık nezdinde girişimde bulunulması önerisini gündeme getiriyor. İçinde bol miktarda “mevzuat”, “komisyon”, heyet sözcükleri geçen cevabı da okuyor.Sertel, “Koskoca TCDD'nin bu kazayı önce bir doğal afet gibi göstermek istediğini” hatırlatıyor. Görülmekte olan davada TCDD üst yönetiminin de yargıda hesap vermesi gerektiğini vurgulayarak “Bir olayı doğal afetlere ya da birkaç kişiye yükleyerek kazadan sıyrılmak, orada ölenlerin ahını almakla eşdeğerdir. 7'si çocuk 25 vatandaşımızın yakınları kaybettikleri insanlar nedeniyle her gün ölmektedir” diyor.TCDD Genel Müdür Yardımcısı İsmail Hakkı Murtazaoğlu'na söz veriliyor. Murtazaoğlu'nun tutanaklara geçen açıklamasını özetleyerek aktarıyorum:“Müşterek kusur halinde kusur dağılımının, hangi ölçüde zarar katkıda bulunduğunun TCDD ve demiryolu tren işleticileri tarafından kurulacak müşterek heyetçe saptanmasında, müşterek heyetin teşkili ve çalışma prosedürünün belirlenmesine yönelik nasıl bir yol yöntem izleneceğinin belirlenmesi için 3 Mart 2020 tarih ve 73828 sayılı Genel Müdürlük oluruyla İç Denetim Dairesi'nin başkanlığı tarafından başlatılan inceleme raporu tamamlanmıştır. İnceleme raporunda belirtilen hususlar hakkında Bakanlık nezdinde girişimlerde bulunulmuş, raporda belirtilen hususlarda Bakanlıkça bir düzenleme yapılarak yayımlanması istenilmiştir. (…)Bakanlık tarafından verilen cevapta, ‘Müşterek kusur halinde kusur dağılımının hangi ölçüde zarara katkıda bulunduğu TCDD ve TDİ tarafından oluşturulan müşterek heyetle saptanır, kaza ve olayın nedeni ve sorumlulukların belirlenmesinde öncelikle Bakanlık ve TCDD mevzuatı esas alınacaktır' hükmüne istinaden müşterek komisyon kurulması ve bu komisyonca demiryolu kazalarında kurur oranını tespiti istenilmiştir. Bakanlığımızın görüşü doğrultusunda bir komisyon kurulmuş olup çalışmalar devam etmektedir. Öneri doğrultusunda konu titizlikle takip edilmektedir.”Çorlu Tren Faciası'nın dördüncü yılına yaklaşıyoruz. Bakanlık henüz komisyon aşamasında.Bazı dosyalar kapanmıyorTürkiye'de gazeteciyseniz ve yeteri kadar yaşarsanız bazen bazı konuların “loop”a alınmışcasına dönüp durduğunu hissediyorsunuz. Hayatın birçok alanı için geçerli olabilecek bu önermeyi, dün Erol Evcil'in gözaltına alınma haberiyle düşündüm. Üzerinden 17-18 yıl geçti: Erol Evcil'in TMSF'ye milyonlarca lira borcu nedeniyle icra takibi yapılan Sivas Demir Çelik İşletmeleri (SDÇİ) hisselerine İzmir'de kurulu Erege Metal adlı bir şirket üzerinden sahip olma girişimi sürecini Ankara, Sivas, İzmir üçgeninde takip ederek haberleştirmiştim. 2005 yılı Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü'ne değer görülen o dosya kapsamında Erol Evcil ile İzmir'de yaptığım bir röportaj da yer almıştı.  Tıpkı bugünkü haberlerde olduğu gibi 18 yıl önce de MASAK Emniyet ile birlikte bir karapara incelemesi başlatmıştı. SDÇİ için TMSF'ye ödenen paranın kaynağının Erol Evcil olup olmadığı ve bu tutarlara nasıl ulaştığıyla ilgili hakkında.O zaman çalıştığım Hürriyet gazetesinde yayımlanan haber dizisinde, dönemin TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, 86 trilyon TL olarak belirlenen borcun muhatabı olan SDÇİ için “Şirketi birileri yönetiyor ama kim yönetiyor bilmiyoruz” demişti. TMSF, SDÇİ'den, o yıllardaki bankacılık krizi sürecinde el konulan bankalardan biri olan Kentbank'tan dolayı alacaklı konumdaydı. Doğrusu Evcil'in aradan geçen bunca zaman boyunca faal olup olmadığını neyle meşgul olduğu konusunda bir fikrim yoktu. Haberleri görünce tarihe bir not düşmek istedim.  aip2('pageStructure', {"pageType":"article","pageCategory":"yazarlar-\u00c7i\u011fdem TOKER","pageIdentifier":7220159}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/cigdem-toker/adalet-bu-dunyada-lazim-7220159/');var aip2_pageCategory = "yazarlar-Çiğdem TOKER";aip2('newsArticle', {"identifier":7220159,"url":"https:\/\/www.sozcu.com.tr\/2022\/yazarlar\/cigdem-toker\/adalet-bu-dunyada-lazim-7220159\/","headline":"Adalet bu d\u00fcnyada laz\u0131m","articleBody":"","articleSection":"\u00c7i\u011fdem TOKER","keywords":"","image_1":"https:\/\/i01.sozcucdn.com\/wp-content\/uploads\/2022\/06\/28\/iecrop\/cigdem-toker_16_9_1656446223.jpg","author":"\u00d6m\u00fcr K\u0131rba\u015fl\u0131","columnist":"\u00c7i\u011fdem TOKER","datePublished":"2022-06-29 05:00:37","dateModified":"2022-06-28 22:57:25","info":"{\"seo_news\":\"false\"}","wordCount":4495}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/cigdem-toker/adalet-bu-dunyada-lazim-7220159/'); Çiğdem TOKER Tüm Yazıları için tıklayın

Gateze İsmi

“Aday 29 Ekim’de açıklanacak”

Türkiye'nin en büyük muhalefet bloğu olan “Altılı Masa” 3 Temmuz'da İYİ Parti lideri Meral Akşener'in ev sahipliğinde toplanıyor.CHP, İYİ Parti, Deva Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti'nin liderlerinin oluşturduğu masa daha önce de dört kez toplanarak seçim güvenliği, geçiş süreci gibi önemli konuları görüşmüş, önemli ortak kararlar almıştı.Öyle görünüyor ki Akşener'in ev sahipliğindeki beşinci toplantının temel gündemini “aday” mevzusu oluşturacak.Liderler o gün aday konusundaki “ortak aday” gibi önemli detayları netleştirecekler.CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun o toplantıya, son dönemde yaptırdığı kamuoyu araştırmalarının sonuçlarından oluşan bir raporla katılması bekleniyor.Edindiğim bilgiye göre o raporda, Meral Akşener'in sıkça ifade ettiği “13. Cumhurbaşkanı Millet İttifakı'nın adayı olacak” görüşünü destekleyen sonuçlar yer alıyor.Rapordaki bütün göstergeler, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın aday olacağı bir seçimi, her durumda kaybedeceğini gösteriyor.Altılı Masa'nın diğer partilerinde de benzer raporlar olduğu biliniyor.★★★Beşinci “Altılı Masa” toplantısında aday konusunda da ilginç bir karar çıkabilir.CHP kulislerini yakından takip eden Politikyol.com Genel Yayın Yönetmeni Ali Haydar Fırat PolitikTV canlı yayınında ilginç bir kulis paylaştı.Fırat'a göre, Millet İttifakı ortak aday belirleyecek ve adayın ismini 29 Ekim günü kamuoyuna duyuracak.CHP'nin masaya getireceği raporda örtülü “aday Kemal Kılıçdaroğlu olmalı” mesajı da var gibi.Ancak, öyle anlaşılıyor ki diğer beş lider ortak adayın Kılıçdaroğlu olması konusunda henüz hemfikir olmamış.Altı parti de beşinci toplantıdan sonra 29 Ekim'e kadar kamuoyu yoklamalarını yoğunlaştıracaklar.Millet İttifakı'nda Kılıçdaroğlu dışında Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu'nun adaylığı da gündemde. Akşener her ne kadar “Başbakan” olmak istese de ittifakın aday adayları arasında görülüyor.★★★Bu arada, Cumhur İttifakı kulislerinde de seçimin yeni seçim yasasının geçerli olacağı şekilde erkene alınabileceği konuşuluyor. Böylece “Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olabilir mi” tartışmasına da son verilmesi isteniyor.Kulislere göre Cumhur İttifakı seçimi erkene alması halinde tarihi 14 Mayıs 2023 olarak belirleyecek. 14 Mayıs 1950, Türkiye'de Demokrat Parti'nin “yeter söz milletin” sloganıyla iktidara geldiği seçimlerin yapıldığı gündü. AK Parti, 73 yıl sonra aynı gün, benzer seçim mesajları ve sloganlarıyla seçime girmek istiyormuş.Bu kulisler gerçekse hem Cumhur İttifakı hem Millet İttifakı sembollerle dolu bir seçim kampanyası yürütecek.Ancak Merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in deyişiyle mutfakta “boş tencere” dururken AK Parti'yi hiçbir sembol kurtaramayabilir.Bahse girseniz ne derdiniz?Bir süredir İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya üye olup olmayacağını tartışıyoruz. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, konu ilk gündeme geldiğinde her zamanki gibi kesin ifadelerle konuşmuş, iki ülkeyi de veto edeceklerini ima etmişti.Ancak aradan geçen zamanda mesajlar yumuşadı. Karşılıklı trafik yoğunlaştı.En son, Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ile Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın iki hafta önce Brüksel'e giderek bu konuda görüşmeler yaptı.Diplomatik trafik sonunda Ankara'nın mesajları yumuşadı.Başta kesin bir veto mesajı veren Erdoğan, dün Madrid'e giderken, yani NATO Genel Sekreteri, İsveç ve Finlandiya liderleriyle dörtlü zirve yapmadan hemen önce yaptığı açıklamada “İsveç ve Finlandiya NATO'ya üye olacaklarsa, ittifakın 70 yıllık mensubu Türkiye'nin güvenlik endişelerini dikkate almak zorundadır. Bunun aksi düşünülemez” dedi.Üstelik bu bölümü doğrudan elindeki metinden okudu.Görülüyor ki Erdoğan yürütülen diplomasi sonrasında “istemezük” noktasından “şunu yapmazlarsa olmaz” noktasına gelmiş.Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden'ın görüşmeleri, Erdoğan tarafından kurulan cümlelerin daha da yumuşamasıyla sonuçlanabilir. Ben sonucu tahmin ediyorum ama sizin görüşünüzü de merak ediyorum. Sizce finalde ne olacak?A) İki ülke de Türkiye'nin vetosu nedeniyle NATO'ya üye olamayacakB) İsveç ve Finlandiya'nın yapacağı bazı açıklamaların ardından Türkiye “istediğimizi aldık” diyerek iki ülkenin NATO üyeliğini onaylayacak.   aip2('pageStructure', {"pageType":"article","pageCategory":"yazarlar-Deniz Zeyrek","pageIdentifier":7219945}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/deniz-zeyrek/aday-29-ekimde-aciklanacak-7219945/');var aip2_pageCategory = "yazarlar-Deniz Zeyrek";aip2('newsArticle', {"identifier":7219945,"url":"https:\/\/www.sozcu.com.tr\/2022\/yazarlar\/deniz-zeyrek\/aday-29-ekimde-aciklanacak-7219945\/","headline":"\u201cAday 29 Ekim\u2019de a\u00e7\u0131klanacak\u201d","articleBody":"","articleSection":"Deniz Zeyrek","keywords":"","image_1":"https:\/\/i01.sozcucdn.com\/wp-content\/uploads\/2022\/06\/28\/iecrop\/deniz-zeyrek-klise_16_9_1656438420.jpg","author":"\u00d6m\u00fcr K\u0131rba\u015fl\u0131","columnist":"Deniz Zeyrek","datePublished":"2022-06-29 05:00:54","dateModified":"2022-06-29 05:56:20","info":"{\"seo_news\":\"false\"}","wordCount":5566}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/deniz-zeyrek/aday-29-ekimde-aciklanacak-7219945/'); Deniz Zeyrek Tüm Yazıları için tıklayın

Gateze İsmi

Gizli AKP destekçileri

Ortada 20 yıllık AKP/ Erdoğan iktidarı var. Ve, bir çevre 20 yıldır ısrarla aynı hırçın yöntemle-tavırla iktidarı yenebile­ceğini sanıyor!“Artık yapmayın” denile­ni ısrarla yaparak, karşıyı kenetleyen nobran mu­halefet yaklaşımıyla ik­tidar olunamayacağı ve aksine iktidarın ömrünü uzattığı görmek anlamak istemiyor.Muhalefetçilik oynamak hoşuna gidiyor. Sahi me­seleleri iktidarı devirmek mi? Yoksa mesele, keli­me oyunlarıyla- nükteli konuşmalarla sözde muhalifliğin “ekmeğini” yemek mi? Örneğin:Sosyal medya muhalifliği özünde, AKP/Erdoğan iktidarının bulamayacağı bir “nimet” sunmuyor mu? Erdoğan, Aydın Doğan medyasının eksikliğini bu medyayla doldurup, her gün kendine mutlak yararlı propaganda malzemesi bulmuyor mu? Kimse görmüyor mu bu realiteyi?AKP'yi iktidarda tu­tan kimler, ve kim­ler CHP'nin bir türlü oyunun artmasına engel olanlar?“CHP yıllardır neden yüzde 25'i aşamıyor” diye bunların kafasında soru yok.Peki, kim bu yüz­de 75? Hepsi cahil mi, hepsi kurnaz mı, hep­si dilenci mi? Ne zaman kurtulacağız bu kibir­li-mağrur tavırdan?Manav Ahmet, Kasap Mehmet, inşaat işçisi Selahattin, köylü Nurettin, ev hanımı Zehra Teyze… “Ötekileştirdiğiniz” o yüzde 75 bunlar değil mi? Onlar da İnek Şaban'a gülüyor, Cüneyt Arkın'ın vefat haberini alınca üzül­müyor mu sanıyorsunuz?Geniş kitleleri korkutan körü körüne muhalefetten ne zaman vazgeçilecek?HERKES ÖĞRETMENAcı olan bu ülkenin sos­yalistlerinin de parmak sallayan/ işaret eden seç­kinci “beyaz kitleye” uyum sağlamış olması! Ezen ezileni/sınıf'ı unut­tu, etnisiteye yenik düştü çoğu. “Tık” almak/ kabul görmek onca yıldır ezilen bedenlere-ruhlara iyi geldi demek!Biz niye böyle olduk? Kimlik siyasetine bu dere­ce nasıl yenildik?Sadece AKP/Erdoğan değil ki; tüm HDP seç­menine “terörist” damga­sı vurulmuyor mu?Kimse kimseyi anla­mak istemiyor.Kimse kimseyle diya­log kurmak istemiyor.Bölünme önce gönül­de/kalpte başladığını kimse düşünmüyor mu?İnsanları kazanma diye bir derdi yok kimi çevre­lerin. Herkes öğretmen. Herkes bıktırıcı şekilde ne çok haklı!O halde toplumsal barışı nasıl sağlayacağız? Nerede buluşacağız? Sürekli itham edip kötülük yayarak bu güzelim ülkeyi nasıl ayakta tutacağız? Kolektif ruhu­muza ne oldu bizim?Bir kez olsun dilimizden düşürmediğimiz Ata­türk'ün kurtuluş savaşını kazanma stratejisinden ders alın lütfen. Düşmanla işbirliği yapan Türkler, Kürtler, Müslümanlar vardı kuşkusuz ama ülkesi için canını ortaya koyan Türkler, Kürtler ve Müslü­manlar da vardı.Atatürk'ün verdiği isimle Cumhuriyet Halk Partisi, kişileri elit bakış açısıyla -inanç gibi- kimlik siyasetiyle ayrıştıramaz. CHP, bu ülkenin- bu halkın partisidir. Çimen­todur.CHP elitliğe nasıl yenildi? Programı dışla­yan popülist virüs, Deniz Baykal ile bulaştı partiye… Kılıçdaroğlu'nun onca çabasına rağmen CHP bu virüsten kurtaramıyor; çünkü Baykal virüsü mutasyona uğradı sos­yal medyaya dönüştü!MUHALEFETÇİLİK RÜTBESİSosyal medyada bir iki paylaşım yaparak “mu­halif” kimliği edinmek ne kolay değil mi? Kapı kapı dolaşarak o yüzde 75'e “merhaba” deyip sohbet etmek zor çünkü…Sadece partili değil, par­ti farklı mı? Seçim önce­si; verip parayı anlaşın bir reklam şirketiyle, hazırla­sınlar size filmler, bir iki slogan… Oldu da bitti de maşallah. Sonra da sandık­tan zafer bekleyin!Siyaset mühendisliği ve siyasi reklamla seçim kazanacağını düşünen bu yüzeysel anlayış genel mer­kezlerde hâlâ mevcut değil mi? Seçmeni, potansiyel müşteri gören bu kafayı değiştirmek gerekmiyor mu? 20 yıldır değişmedi ne yazık ki…Milyonlarca insanın onca başarısızlığına rağmen Erdoğan'ı hâlâ sevdiğine kim neden kafa yormuyor? Laf çarpmak kolay oysa. Ya da seçmeni aşağılamak, muhatap almamak…Toparlarsam: Biliyorum cahillik dört yanımızı sardı.Biliyorum herkes hesap­sız saldırgan.Muhalefetçilik oyunun­dan rütbe kazanan çok kişi var.Yaşamın boyunca koru­naklı limanlara sığınmadım. Bunları yazmak- sizleri uyarmak benim bu ülkeye olan borcum.Tahripkâr bir avuç mu­halif görünümlü kişiye kanmayın. Kimi bilerek, kimi bilmeyerek AKP/ Erdoğan'ın gizli destekçili­ğini yapıyor. Oyunu bozun. Uyarın insanları.İktidarı istiyorsanız ön­celikle mücadeleyi pek bilmiş “klavye şampiyonla­rına” karşı yapınız. İktidar bunlardan, bunlar da ikti­dardan besleniyor çünkü… aip2('pageStructure', {"pageType":"article","pageCategory":"yazarlar-Soner Yal\u00e7\u0131n","pageIdentifier":7220014}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/soner-yalcin/gizli-akp-destekcileri-7220014/');var aip2_pageCategory = "yazarlar-Soner Yalçın";aip2('newsArticle', {"identifier":7220014,"url":"https:\/\/www.sozcu.com.tr\/2022\/yazarlar\/soner-yalcin\/gizli-akp-destekcileri-7220014\/","headline":"Gizli AKP destek\u00e7ileri","articleBody":"","articleSection":"Soner Yal\u00e7\u0131n","keywords":"","image_1":"https:\/\/i01.sozcucdn.com\/wp-content\/uploads\/2022\/06\/28\/iecrop\/soner-yalcin-son_16_9_1656440743.jpg","author":"\u00d6m\u00fcr K\u0131rba\u015fl\u0131","columnist":"Soner Yal\u00e7\u0131n","datePublished":"2022-06-29 05:00:05","dateModified":"2022-06-28 21:39:04","info":"{\"seo_news\":\"false\"}","wordCount":5549}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/soner-yalcin/gizli-akp-destekcileri-7220014/'); Soner Yalçın Tüm Yazıları için tıklayın

Gateze İsmi

O yasak niçin getirildi?

Hem milletvekili, hem parti genel başkanı. Onun Hatay'a geleceği bilindiği için İl Emniyet Müdürü, bakanlık talimatıyla hazırladığı yazıyı Vali Yardımcısı Aydın Tetikoğlu, Vali Rahmi Doğan'a imzalattı. “Hadi bakalım Milletvekili ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ Hatay'a girebilecek mi?” denildi.İçişleri Bakanı ile Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ arasında kavgaya bürokratlarda dahil ediliyor. Onlar da, hiç de uygun olmayan ifadelerle saldırıyor. Eskiden bürokrasi böyle değildi. Siyasetçiler arasında kavga oluyor ama bürokratların kavgaya dahil edilmesi, hakaret içerikli açıklamaları karşısında şaşırıyorsunuz.NE DEMEK YASAK?“Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” denilip Ümit Özdağ'ın Hatay'a gitmesine izin vermeyenler de biliyor ki sınıra sembolik mayın döşeyip orada açıklama yapmış olsa bu kadar gürültü çıkmazdı. Milletvekilinin bir ilimize girmesinin engellenmesi, inatlaşmanın sonucudur. Birisi devlet gücünü kullanıyor, diğeri buna karşı direniyor.Hatay'la ilgili sıkıntıları tabii ki gündeme getirilecek. Ancak, bakanlık buna da yasak koymuş. Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş yaptığı açıklama nedeniyle hakkında İçişleri Bakanlığı tarafından soruşturma başlatıldı. Başkan, ilinde yaşananları anlatmayacak mı? Sorunları, olup bitenleri dile getirmeyecek mi?Bir soruna dikkat çekmek için Ümit Özdağ'ın kente girişini yasakladığınıza ilişkin genelge çıkarmak yerine, durumun hassasiyetini bir yetkili Özdağ'a anlatmış olsa inanıyorum ki  bunu değerlendirir ve gereğini de yapardı. Siz “Yasak hemşerim” genelgesiyle Özdağ'ın Antakya merkeze girmeden ayrılacağını mı sandınız?ESKORT EŞLİĞİNDEMadem “Sokulmayacak” kararı alıyor ve bunu genelgeyle ilgili birimlere duyuruyorsanız. Gereğini de yapmak zorundasınız. Özdağ'ı 12 saat akaryakıt istasyonunda bekletmek yerine, konuşarak da çözüleceğini gördünüz.Cuma günü saat 08.00 de Adana'dan yola çıkıldı. 09.30'da Hatay il sınırına girilirken, Zafer Partililere Emniyet'in eskortu eşlik etmeye başladı. 5 kilometre gidildi, jandarma araçları durdurdu. Otobüsü kenara aldılar. “Bize verilen talimat gereği sizi şehre bırakmayacağız” dediler.Özdağ ve beraberindeki parti yöneticileri, “Peki gerekçe ne?” dediler. “Valinin yazılı emri” olduğunu söylediler. O emri görmek istediler. Evet, bu emirde Özdağ'ın Hatay'a sokulmaması yazılıydı. “Tamam eylem yapmayacağız, Antakya'da yemek yiyeceğiz” denildi, ona da izin verilmeyeceği söylendi. Kendilerinin yanına gelmek isteyen partililerin araçları da Özdağ'ın beklediği akaryakıt istasyonuna sokulmadı.“YAPTIĞINIZ SUÇ” Ümit Özdağ inatçıdır, kararlıdır. Talimatın kimden geldiğini, niçin geldiğini de çok iyi biliyordu. “O zaman biz de buradan ayrılmayacağız” dedi. Ümit Özdağ'ın ne yaptığı, emri verene ulaştırıldı. “Kente sokmayacaksınız” emrini tekrarladı. Özdağ, jandarmaya, polise sadece, “Ben polise, askere eğitim verdim. Yaptığınız suç. Size böyle bir emir verilmiş olabilir. Ama biliniz ki bu emir kanuna aykırıdır” hatırlatmasında bulundu. Jandarma da, polis de ne yapsın?Özdağ ve arkadaşlarının yanına gelmek isteyenle sonunda izin verildi. Bekleyiş uzadıkça, kalabalıkta artıyordu. Özdağ kente girmek, vali ise bakandan aldığı emir gereği sokmak istemiyordu. Sonunda emri veren, bu işin çözülmesini istedi. Çünkü, halktan bu kadar destek geleceğini, Özdağ'ın da oradan ayrılmayacağını hesaplamamışlardı.Valilikten gelen davet üzerine Zafer Partisi Genel Sekreteri Cezmi Polat görüşmeleri yürüttü, Özdağ'ın kente girişine şartlı izin verildi. Özdağ, il binasında açıklama yaptı. Gece 24.00'e doğru Hatay'dan ayrıldı.HATAYLI GÖZÜYLEHatay'ın İskenderun ilçesinde yayımlanan SÖZ gazetesinin sahibi ve Yazıişleri Müdürü Şehmus Aslan'a olup bitenleri sordum. Her zaman söylediği, “Hatay başka yere benzemiyor. Hassasiyet var. Parlamaya, provokasyona  müsait bir kent” dedi.Kardeşlik ve hoşgörünün hakim olduğu ilde, Ümit Özdağ'ın temsili de olsa mayın döşeyeceğini söylemesinin kentte hoş karşılanmadığını, kimsenin huzursuzluk, bu tür ifadeler istemediğini belirtti. O gün köşesinde de şunları yazmıştı:KÖTÜ EMELLER“Hatay kötü emellerin adresi olamaz. Hatay'dan elinizi çekin! Biri gidiyor, biri geliyor. Bir yardım kuruluşu (!) gidiyor, bir yardım kuruluşu (!) geliyor. Bir büyükelçi gidiyor, bir büyükelçi geliyor. Bir yabancı gazeteci (!) gidiyor, bir yabancı gazeteci (!) geliyor. O kadar çok gelen – giden var ki; tüm dünyanın bir ‘Hatay Sevdası (!) almış başını gidiyor.Birilerine iyi anlatmak gerek. Hatay, sevdadır, kardeşliktir, aşktır, medeniyettir, hoşgörüdür. Hatay, ‘TÜRKİYE'dir, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'tür. Hatay, kötü emellerin adresi olamaz. Hatay'dan elinizi çekin! Kötü emelleriyle ve zifiri karanlık beyinleriyle Hatay'a gelenler, tarihte olduğu gibi bugün de hak ettikleri şamarı hep yemeye mahkûmdur. Bu kadar sorun ve düşman varken, siyasi parti temsilcilerinin de daha duyarlı ve dikkatli olması gerekir. Hatay'la inatlaşmayın.  Hatay, kimsenin siyaset malzemesi olamaz.”Büyükelçiler niçin Hatay'la bu kadar ilgili? Gazeteci, yardım kuruluşu temsilcisi adında gelenlerin casus olduğunu kentte bilmeyen yok. Hatay konusuna lütfen dikkat! aip2('pageStructure', {"pageType":"article","pageCategory":"yazarlar-Sayg\u0131 \u00d6zt\u00fcrk","pageIdentifier":7220047}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/saygi-ozturk/o-yasak-nicin-getirildi-7220047/');var aip2_pageCategory = "yazarlar-Saygı Öztürk";aip2('newsArticle', {"identifier":7220047,"url":"https:\/\/www.sozcu.com.tr\/2022\/yazarlar\/saygi-ozturk\/o-yasak-nicin-getirildi-7220047\/","headline":"O yasak ni\u00e7in getirildi?","articleBody":"","articleSection":"Sayg\u0131 \u00d6zt\u00fcrk","keywords":"","image_1":"https:\/\/i01.sozcucdn.com\/wp-content\/uploads\/2022\/06\/28\/iecrop\/saygi-ozturk-son_16_9_1656442036.jpg","author":"\u00d6m\u00fcr K\u0131rba\u015fl\u0131","columnist":"Sayg\u0131 \u00d6zt\u00fcrk","datePublished":"2022-06-29 05:00:02","dateModified":"2022-06-29 05:56:07","info":"{\"seo_news\":\"false\"}","wordCount":5858}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/saygi-ozturk/o-yasak-nicin-getirildi-7220047/'); Saygı Öztürk Tüm Yazıları için tıklayın

Gateze İsmi

Sel suyu!

Pancar ülkesiyiz. Şeker karaborsada. Et, süt ülkesiyiz. İnekler kesiliyor. Zeytin ve ay çiçeği ülkesiyiz. Yağ fiyatları el yakıyor. Buğday ülkesiyiz. 1 ekmek 5 TL oldu, 10 TL olması bekleniyor. Pamuk ülkesiyiz. Pamuk ithal.Yağmur ülkesiyiz.Barajlar doldu.Göletler taştı.Toprak suya doydu.Yine de çiftçi ekmiyor.Çünkü gübre pahalı ve mazot el yakıyor. Toprak aşırı gübre ve ilaçtan yorgun düştü, zehirlendi. Verimi artırmak için daha çok gübre daha çok ilaç toprağı daha çok yorup bitirir oldu. Aynı anda dört mevsimi yaşayabilen az bulunur bir coğrafya ülkesiyiz. İstiklal Marşı'nda; “Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım/Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım/ Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım…” cümleleri olan dünyanın tek ülkesi biziz. Yağmurun sele dönüşeceğini, selin bendini aşarak köyleri, kasabaları, şehirleri yıkacağını milli marşına yazdıracak kadar bilgili, bilinçli, uyanık, sözüm ona kağıt üstünde çok tedbirli insanlarız!★★★Ne eksik?Her yıl bu aylarda özellikle Karadeniz Bölgesi'nde hep beklenen feyezan yağmuru sonunda sel felaketi yaşanır. Dereler taşar. Köprüler yıkılır. İnsanlar, hayvanlar sel sularına kapılır canlar gider.Aynısı oldu.Kastamonu, Bartın, Zonguldak, Karabük, Sinop ve Düzce'de dereler yataklarına sığmadı, sel suları bentlerini aştı, köprüleri sel aldı, dere yatağına yapılmış evler azgın sular altında kaldı, iş yerleri iş yeri olmaktan çıktı. 118 köy ile bağlantı kesildi.Her yıl aynı yalan.Aynı sahtecilik.Aynı tiyatro.Her seferinde orman yanınca bakanlar “alev nöbeti” tutmaya koşuşuyorlar ama yangının söndürülmesine bir faydaları değil muhtemelen zararları oluyor. Sel basınca yine bakanlar bu kez “sel suyu ve yıkılmış köprü nöbeti tutmak” için bölgeye koşuşuyorlar ve TV ekranlarından sağ kollarını selin patlayıp geldiği istikamete doğru uzatıp yanındakine bir şeyler söylerken yayın yaptırıyorlar. Ve aynı klişe cümleler: “Ekiplerimiz arama kurtarma faaliyetlerini yürütüyorlar…” Bu yıl ki sele bakmaya giden bakan sayısı artırıldı. Bakanlar Derya Yanık, Murat Kurum, Süleyman Soylu, Vahit Kirişci, Adil Karaismailoğlu sel bölgesine ilk saatlerde ulaştılar.Ne faydaları oldu?Bilen varsa!Söylesin.Gören varsa!Önce çıksın.★★★Geçen yıl da Karadeniz'i sel suları vurmuştu ve bakanlardan sonra da Cumhurbaşkanı “yara sarmaya” gitti. Sel bölgesinde incelemeler yaptı. Miting düzenledi; otobüsün üzerinden halka çay paketi attı ve şunları söyledi:Sel yıkım yaptı…Biz inşa edeceğiz…TOKİ evler yapacak…Dereler ıslah edilecek…Siz de yaylaları betonlaştırmayın… Cumhurbaşkanı çay paketlerini otobüsün üstünden aşağıya her atışında hep olduğu gibi, küçük bir kapışma kargaşası da yaşandı…★★★Sel gitti geride; bölge planlarının, şehir planlarının, havza planlarının, aşırı HES izinlerinin, siyanürle altın arama ruhsatlarının, kişiye, şirkete, yandaşa özel imar izinlerinde avantacılık, yolsuzluk, yanlışlık, aç gözlülük, kişi zengin etme, rant avcılığı, ağaç, orman, yayla, çayır, çimen kıyıcılığı, Karadeniz'in zümrüt yeşilinde yapılan talan kaldı. Sel suyu, geçen yıl da bir önceki yıl da ondan önceki yıl da yalancının bendini aşmıştı, bu yıl da aynısı oldu. Bakanlar, bu yıl da bölgeye; “sel suyu seyretme ve yıkılmış köprü nöbeti tutmaya” gittiler.Sel suyu!Yalancının bendini!Bu yıl da yıktı. aip2('pageStructure', {"pageType":"article","pageCategory":"yazarlar-Necati Do\u011fru","pageIdentifier":7219939}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/necati-dogru/sel-suyu-7219939/');var aip2_pageCategory = "yazarlar-Necati Doğru";aip2('newsArticle', {"identifier":7219939,"url":"https:\/\/www.sozcu.com.tr\/2022\/yazarlar\/necati-dogru\/sel-suyu-7219939\/","headline":"Sel suyu!","articleBody":"","articleSection":"Necati Do\u011fru","keywords":"","image_1":"https:\/\/i01.sozcucdn.com\/wp-content\/uploads\/2022\/06\/28\/iecrop\/necati-dogru-son_16_9_1656438181.jpg","author":"\u00d6m\u00fcr K\u0131rba\u015fl\u0131","columnist":"Necati Do\u011fru","datePublished":"2022-06-29 05:00:52","dateModified":"2022-06-28 20:43:52","info":"{\"seo_news\":\"false\"}","wordCount":4104}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/necati-dogru/sel-suyu-7219939/'); Necati Doğru Tüm Yazıları için tıklayın

Gateze İsmi

Cüneyt Arkın

Sadece jön değildi.Jön Türk'tü.Ayhan Işık, Sadri Alışık, Yılmaz Güney, Muzaffer Tema, Kartal Tibet, Orhan Günşıray, Ekrem Bora, Kemal Sunal, Önder Somer, Süleyman Turan, Eşref Kolçak, Fikret Hakan, Tarık Akan gibi, Jön Türk'tü.Allah başımızdan eksik etmesin, varlığıyla onur duyduğumuz Ediz Hun, İzzet Günay, GökselArsoy gibi.Sadece rol yapmadı.Laik, yurtsever, eşitlikçi, biat etmeyen özgür karakteriyle rol modeldi.Saray zulmüne karşı, baskılara karşı, gericilere karşı “kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet” diyen… Namık Kemal gibi.Tevfik Fikret gibi.Ziya Gökalp gibi.Yusuf Akçura gibi.Çağdaş Jön Türk'tü.Young Türk olarak, daima genç'ti.Daima aydın'dı.Tıpkı beyaz perdemizin yukarda adı geçen öbür jönleri gibi, siyasetle hiç alakası olmayan filmlerinde bile, aslında, Kuvayı Milliye cumhuriyetinin temel felsefesini yansıttı…Kötüler mutlaka kaybeder, iyiler mutlaka kazanır.Her son'da umutlandırdı.Aşk, dram, komedi, macera, hepsinde insan olduğumuzu hissettirdi.Kara Murat, Battal Gazi, Malkoçoğlu, madenci İlyas, öğretmen Kemal, komiser Tahsin, avukat Murat, piyanist Kenan, doktor Cemal, yüzbaşı Orhan, kaptan Cemil, eşkıya Halil, mühendis Ali, işadamı Ömer, kabadayı Haydar… Ömrü boyunca, topraklarımızı yağmalamaya çalışanlarla, işbirlikçilerle, yobazlarla, cehaletle, koltuğunu/cebini düşünenlerle, sömürüyle, zorbalıkla mücadele etti.Sadece filmlerinde değil, özel hayatında da böyleydi.Mustafa Kemal'in askeriydi.Filmlerinde de gerçek hayatında da dublör kullanmadı.Mış gibi yapmadı.Katıksız Atatürkçüydü.İktidarlara ceket iliklemedi.Şahsi ikbal için saf tutmadı.Daima halkın yanında durdu.Ediz Hun'la Filiz Akın'ın birbirlerine sarılarak Boğaz'ı seyrettiği, Tarık Akan'la Emel Sayın'ın ağaçlar arasında neşeyle koşuşturarak saklambaç oynadığı, İzzet Günay'la Türkan Şoray'ın sokaklarında el ele yürüdüğü, Kartal Tibet'le Fatma Girik'in faytonla dolaştığı, Adile Naşit'in sanki öfkelenmiş gibi aksi aksi bakan Münir Özkul'a kıkır kıkır kıkırdadığı, büyümeyen çocuk Zeki'yle mahallenin bitirimi Metin'in kız peşinde koştuğu, fakir ama yakışıklı delikanlı Ayhan Işık'ın küçük hanımefendi Belgin Doruk'a çapkın çapkın kırmızı bir gül uzattığı, ropdöşambırlı babacan fabrikatör Hulusi Kentmen'in bu genç aşıklara pencereden şefkatle baktığı, tonton aşçı Necdet Tosun'la azgın hizmetçi Mürüvvet Sim'in tombul yanaklarını birbirine yasladığı, şoför Vahi Öz, bahçıvan Nubar Terziyan ve saftirik uşak Cevat Kurtuluş'un mutluluktan ağladığı… “Eski Türkiye” diye aşağılanan “gerçek Türkiye”nin efsanesiydi Cüneyt Arkın.Sadece fiziği değil, yüreği de yakışıklıydı, ruhu da yakışıklıydı.★İyi ki hayatımızdaydı.★Herkese kısmet olmayacak bir hayat yaşadığını bildiğim için, yokluğuna katlanmak adına biraz olsun kendimi teselli edebiliyorum.Ama doğrusunu isterseniz…Cüneyt Arkınımızı kaybettiğimize mi daha çok üzülüyorum, yoksa “eski Türkiye”nin o güzel günlerini yaşayamayan, “yeni Türkiye” denilen bu kabusta boğuşan gençlerimize mi, bilemiyorum.  aip2('pageStructure', {"pageType":"article","pageCategory":"yazarlar-Y\u0131lmaz \u00d6zdil","pageIdentifier":7220000}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/yilmaz-ozdil/cuneyt-arkin-2-7220000/');var aip2_pageCategory = "yazarlar-Yılmaz Özdil";aip2('newsArticle', {"identifier":7220000,"url":"https:\/\/www.sozcu.com.tr\/2022\/yazarlar\/yilmaz-ozdil\/cuneyt-arkin-2-7220000\/","headline":"C\u00fcneyt Ark\u0131n","articleBody":"","articleSection":"Y\u0131lmaz \u00d6zdil","keywords":"","image_1":"https:\/\/i01.sozcucdn.com\/wp-content\/uploads\/2022\/06\/28\/iecrop\/yilmaz-ozdil-son_16_9_1656440630.jpg","author":"\u00d6m\u00fcr K\u0131rba\u015fl\u0131","columnist":"Y\u0131lmaz \u00d6zdil","datePublished":"2022-06-29 05:00:14","dateModified":"2022-06-29 05:56:09","info":"{\"seo_news\":\"false\"}","wordCount":3603}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/yilmaz-ozdil/cuneyt-arkin-2-7220000/'); Yılmaz Özdil Tüm Yazıları için tıklayın

Gateze İsmi

Sözümüz namusumuzdur

Gazeteniz SÖZCÜ, 16'ncı yaşını kutladı…27 Haziran 2007 günü “Sözümüz namusumuzdur” sürmanşetiyle okurlarımızın huzuruna çıkarak yayın hayatımıza başlamıştık.Neydi namusumuz üzerine verdiğimiz söz?■ He zaman haktan, haklıdan ve halkımızdan yana olmak…■ Güç odakları karşısında eğilmemek…■ Sıkıntı içinde yaşayan, ezilen, çile çeken insanlarımızın ortak sesi olmak…■ Özgür düşünceye kelepçe vurmak isteyenlerle mücadele etmek…■ Atatürkçü, demokratik, laik Türkiye'yi savunmak…Aradan geçen 16 yılda sözümüzde durduk ve durmaya devam edeceğiz.Halk gerçekleri hep SÖZCÜ'den öğrendi.“SÖZCÜ susarsa, Türkiye susar!” dedik…Okurlarımızın güvenine lâyık olmak en büyük gururumuz oldu.★★★Geçen yıllar içinde çok haksızlıklara uğradık…Gazetecilik dışında hiçbir işi olmayan SÖZCÜ'nün genç ve fedakâr sahibi Burak Akbay'ı yıldırmak için “FETÖ'cü iftirasını” attılar… Ancak, atılan çamur tutmadı!Genel Yayın Yönetmenimiz Metin Yılmaz ile bazı yazar ve idareci arkadaşlarımız “FETÖ'ye üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım ettikleri” iftirasıyla 2 yıl 1 ay ile 3 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldılar.Oysa, FETÖ ile en çok mücadele eden SÖZCÜ idi.Manşet haberler yayınlayarak örgütün ipliğini pazara çıkartıp FETÖ tehlikesini tüm yetkililere haber veren ilk gazete SÖZCÜ oldu.FETÖ ile mücadelemizi, yayınlarımızı göstererek hâkim ve savcıların gözü önüne serdiğimiz halde önyargılı kararı değiştiremedik. Arkadaşlarımız, hiçbir geçerli kanıt ve belge olmadan mahkûm edildi.Dosya halen Yargıtay'da bulunuyor.★★★Toplum vicdanı, Atatürk ilkelerini ve laik Cumhuriyet değerlerini savunan SÖZCÜ'yü akladı ve onu Türkiye'nin 1 numaralı gazetesi yaptı. SÖZCÜ halen en çok satan ve en çok okunan gazetedir.Basın özgürlüğüne acımasız darbelerin vurulduğu günümüzde, her türlü baskıya göğüs gererek, okurlarımıza verdiğimiz sözü tutmaya onurla devam edeceğiz.Sözümüz namusumuzdur.★★★Geçen yıllar içinde 6 değerli arkadaşımızı sonsuzluğa uğurladık.Ertuğrul Akbay: Harika bir gazeteci ve unutulmaz bir dosttu…Bekir Coşkun: Türk basının en güçlü kalemlerinden biriydi…Mehmet Türker: Köşe yazılarının her biri çarpıcı ve güzeldi…Baki Avcı: Çok usta bir haber avcısıydı…Yüksel Şengül: Magazin haberleri ondan sorulurdu…Ali Ekber Ertürk: Yüreğimize düşen altıncı ateş oldu.Hepsine Allah'tan rahmet diliyoruz. Nur içinde yatsınlar.Cüneyt Arkın efsanesiDün üzücü bir haberle güne başladık.Yüzlerce filme imza atan, Türk sinemasının ünlü oyuncusu Cüneyt Arkın 85 yaşında hayata veda etti. O büyük bir aktördü, sinemada bir efsaneydi.Cüneyt Arkın'a özel bir sevgim vardır. Çünkü, yazdığım tarihi romanların kahramanı olan unutulmaz Kara Murat'ı beyaz perdede başarıyla canlandıran Cüneyt Arkın'dır.Kara Murat yiğit bir Türk akıncısıdır. Fatih Sultan Mehmet'in gözü kara fedaisidir. Cüneyt Arkın'ın usta aktörlüğü sayesinde Kara Murat'ın ünü daha da arttı.Çevriliş tarihinden bu yana aradan yarım yüzyıl geçtiği halde Kara Murat filmleri televizyonlarda hâlâ tekrar tekrar gösteriliyor ve beğeniyle izleniyor.Cüneyt Arkın'ı rahmetle anarken onun geçen yıl yaptığı ilginç bir konuşmayı nakledeceğim. Ünlü aktör şöyle diyordu:“Kimse Türk milletini hafife almasın. Biz öyle savaştan kaçan kimselere benzemeyiz.Biz rol icabı yiğit, para için kahraman değiliz. Gelsin görelim bakalım köpek soylarını!O zaman her birimiz KARA MURAT oluruz. Çünkü KARA MURAT biziz.”GÜNÜN SÖZÜBasın özgürlüğü diğer bütün özgürlüklerin emniyet supabıdır! aip2('pageStructure', {"pageType":"article","pageCategory":"yazarlar-Rahmi Turan","pageIdentifier":7220013}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/rahmi-turan/sozumuz-namusumuzdur-2-7220013/');var aip2_pageCategory = "yazarlar-Rahmi Turan";aip2('newsArticle', {"identifier":7220013,"url":"https:\/\/www.sozcu.com.tr\/2022\/yazarlar\/rahmi-turan\/sozumuz-namusumuzdur-2-7220013\/","headline":"S\u00f6z\u00fcm\u00fcz namusumuzdur","articleBody":"","articleSection":"Rahmi Turan","keywords":"","image_1":"https:\/\/i01.sozcucdn.com\/wp-content\/uploads\/2022\/06\/28\/iecrop\/rahmi-turan-son_16_9_1656441787.jpg","author":"\u00d6m\u00fcr K\u0131rba\u015fl\u0131","columnist":"Rahmi Turan","datePublished":"2022-06-29 05:00:59","dateModified":"2022-06-28 21:45:09","info":"{\"seo_news\":\"false\"}","wordCount":5467}, 'https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/rahmi-turan/sozumuz-namusumuzdur-2-7220013/'); Rahmi Turan Tüm Yazıları için tıklayın

Gateze İsmi